01/03/2026 Pazar Köşe yazarı S.K
Medeniyetin asıl mimarları Müslümanlardır...
Modern dünyanın temellerini atan teknolojik
buluşların izini sürdüğümüzde, karşımıza İslam âlimlerinin eşsiz mirası
çıkıyor.
İslamiyet ilmi, fenni, tecrübeyi ve müsbet çalışmayı emreden
dinamik bir dindir. Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmin birçok yerinde, (Sizden
evvel gelip geçenlerin hayatlarını, gittikleri yolları ve başlarına gelenleri,
gözden geçirip, onlardan ders alınız. Yerleri, gökleri, canlıları, cansızları
ve kendinizi inceleyiniz! Gördüklerinizin içini, özünü araştırınız. Bütün
bunlarda yerleştirmiş olduğum kuvvetimi, kudretimi, büyüklüğümü ve hâkimiyetimi
bulunuz, görünüz, anlayınız!) meâlinde emirler
vermektedir.
İslam âlimleri Kur’ân-ı kerimin bu emrine uyarak kâinatı,
gökleri, yeri ve içinde olanları, insan hayatını enine boyuna incelemişler ve
çok ciddi çalışmalar yapmışlardır.
Meselâ, Akşemseddin hazretleri Pasteur'den 400 sene
önce mikrobu buldu. Ali Kuşçu, büyük astronomi âlimi, ilk defa Ay'ın
şekillerini anlatan kitap yazdı. Battanî, dünyanın en meşhur astronomi
âlimidir. Trigonometrinin kâşifidir. Yine, Bîrûnî, ilk defa, dünyanın döndüğünü
ispat etmiştir. Câbir bin Hayyam, atom bombası fikrinin ve kimya ilminin babası
olan büyük dâhidir. Cezerî, 8 asır önce otomatik sistemin kurucusu ve
bilgisayarın babasıdır. Demirî, Avrupalılardan 400 sene önce zooloji
ansiklopedisini yazmıştır. Ebû Kâmil Şuca, Avrupa'ya matematiği öğretmiştir...
Daha sayısız örnekler vardır.
Bütün bu misaller açıkça göstermektedir ki, Müslümanlar fen
ilimleri ile de uğraşmışlar, her alanda yaptıkları önemli çalışmalarla bütün
dünyaya rehberlik yapmışlardır.
Tarih boyunca, İslam devletleri bütün çalışmalarını insanların
faydası, rahatı ve huzuru için kullanmış ve eşsiz medeniyetler kurmuştur.
Allahü teâlânın bildirdiği iman, adalet ve hizmet anlayışından mahrum kalan
eski Romalılar, Yunanlılar ve Avrupa’daki, Asya’daki devletler ise elde
ettikleri teknolojik buluşları insanlara zulüm ve işkence yapmakta,
Müslümanların kurduğu yüksek medeniyetleri yıkmakta kullanmışlardır. Medeni
olmaları şöyle dursun parçalanmışlar, yıkılmışlar ve yok olmuşlardır. Şimdi ise
Müslüman olmayan bazı memleketlerde, fen bilgileri ileri ve teknik başarıları,
ağır sanayileri göz kamaştıracak derecede ise de, vahşîlerin bile
yapamayacakları kötülükleri yapmaktadırlar.
Onun
için bugün, geçmişte olduğu gibi ilim ve fen alanında ilerlememiz ve ilim adamı
yetiştirmemiz ve güçlü olmamız lazımdır. Kuvvetli olmanın caydırıcı bir gücü
vardır. Güçlü olmak, harbi ve binlerce insanın kanının akmasını önler.
Müslümanlar güçlü olursa, Müslümanlar rahat ve huzur içinde yaşadığı gibi
Müslüman olmayanlar, kurtlar, kuşlar, bütün canlılar da rahat ve huzur içinde
olur. Onun için ilimde, fende hep önde olmaya mecbur ve mahkûmuz.