02/03/2026 Pazartesi Köşe yazarı R.A
Orucun maddî-manevî faydaları
Tıp uzmanları diyorlar ki: Oruçlu iken vücûdun
organlarında dinlenme olur. Oruç tutan bünye, âdetâ bakıma girer...
Oruç tutmanın manevî (rûhî) pekçok faydasının yanında, maddî
(bedenî) faydaları da vardır. Hadîs-i şerîflerde, “Oruç
tutan sağlıklı olur” (Taberânî), “Aç
duranın idrâki artar, zekâsı açılır”, “Tefekkür,
ibâdetin yarısı, az yemek ise tamâmıdır” (İ. Gazâlî) “Her
şeyin bir zekâtı vardır. Vücûdun zekâtı ise oruçtur” (İbn-i
Mâce) buyurulmuştur.
Bir hadîs-i şerîfte de, “Her gün bir defa yemek yimek i’tidâldir” (Beyhekî)
buyuruldu. Az yiyenin vücûdu sıhhatli olur. İki günde üç defa yemek yemenin
normal olduğu bildirilmiştir.
Çok
yiyen çok su içer. Çok su içen çok uyur, çok uyuyanın da ömrü boşa geçmiş olur. 60
sene yaşayan bir kimsenin takriben 20 senesi uykuda geçmektedir. Ömrünün
uykuda geçmesi, dünyâ ve âhiret kazancına mâni’ olur. Çok
yiyen sarhoş gibi olur, dimâğı yorgunlaşır. Zekâsı, zihni dumûra uğrar. Fazla
tokluk ahmaklığa da yol açar. Okuduğunu ezberlemesi ve hâtırında tutması zor
olur.
Tıp
uzmanları diyorlar ki:
Oruçlu
iken vücûdun organlarında dinlenme olur. Oruç
tutan bünye, âdetâ bakıma girer; şöyle ki iç organları saran yağlar erir,
vücûdun zindeliği artar ve direnme gücü kazanır. Mide,
böbrek, kalp ve karaciğer hastalıklarına karşı bedenin
mukâvemeti artar. Şeker hastalığına karşı da mukâvemeti ziyâdeleşir.
Gıda
artıkları iyi yakılmayınca, damarları yıpratır. Yakılmayan
yağlar, damarları daraltır, damar sertliği denilen râhatsızlığa sebep olur.
Oruçlu kimsenin vücûdunda, akşama doğru hemen hemen hiç gıdâ kalmaz. Yani bütün
gıdâlar yakılmış olur. Bu bakımdan oruç tutmak, birçok hastalıklara da iyi
gelmektedir.
Oruçlu iken, karaciğer 3-5 sâat istirâhat eder,
gıdâ depolama işine bir müddet ara vermiş olur. Bu arada, korunma sistemini
güçlendirici globülinleri hâzırlar.
Midedeki
kaslar ve salgı ifrâz eden hücreler, oruç müddetince birkaç sâat
dinlenir. Kan hacmi de azaldığı için tansiyon düşerek
kalp râhatlar.
Oruçlu kimselerde adrenalin ve kortizon hormonları kana
daha kolaylıkla karışmaktadır. Bu hormonlar, müsbet tesîrlerini kanserli
hücreler üzerinde de göstermektedir. Böylece bu hormonlar, kansere karşı bir
çeşit kalkan rolü oynamakta, yani kanser hücrelerinin çoğalmasını önlemektedir.
Sinir
sistemimizin vücuttaki yeri de çok mühimdir. Dil
sinirleri felç olan konuşamaz. Bacaktaki
sinirler felç olursa, insan yürüyemez. Sinirimizin
bozulması nisbetinde hayâtımız, az veya çok tehlike içindedir. Siniri bozuk
kimse, huzûrsuz olur, sabredemez. Cemiyetteki kavgaların, cinâyetlerin çoğu
sinirli olmaktan, sabredememekten ileri gelmektedir.
“Oruç
sabrın, sabır da îmânın yarısıdır” (Ebû Nuaym) hadîs-i şerîfi,
oruç tutanın sabırlı olduğunu bildirmektedir. Böylece orucun îmândan da olduğu
görülmektedir. Îmânlı olan da, îmânının kuvvetine göre sinirine hâkim olur;
günâh ve suç işlemez.
Açlık, sinirleri zinde, uyanık tutar. Açlık, kalbde incelik
doğurur. Hadîs-i şerîfte, “Az yiyenin içi nûrla dolar ve Allahü teâlâ,
az yiyip içen ve bedeni hafîf olan mü’mini sever” (Deylemî)
buyuruldu.