02/04/2026 Perşembe Köşe yazarı S.A
Cennetin yolu dünyadan geçer!..
Dünyadaki nimetler geçicidir, fânidir. Fakat
ebedî nimetleri kazandırır. Dünyaya gelmeden Cennete girmek insanlar için
mümkün değildir.
Bütün insanlar, çok uzun ömürlü olmak isterler, bunun için çaba
sarf eder, dua ederler. Hayat şartları ne kadar sıkıntılı da olsa hepimiz
yaşamaktan memnunuz.
Dinimiz de uzun ömürlü olmayı nimet kabul ediyor. Hadis-i
şerifte buyuruluyor ki: "İnsanların en hayırlısı ömrü uzun, ameli
salih olandır!"
Güzel yaşanmaz ise, uzun ömür felâkettir! O da Hadis-i şerifte
şöyle açıklanmıştır: "İnsanların en kötüsü ömrü uzun ameli
kötü olandır!" Kötü hayat yaşayan kişi hayatta
kaldıkça günâhlarını artırır. Başta kendisine, akrabalarına ve milletine zarar
verir. Böylelerinin kısa ömürlü olmaları her bakımdan daha iyidir.
Dünyanın kendisi de bir bakıma kötüdür. İçindekilerini aldatmış,
ahiretini unutturmuş, cehenneme giden bir yol hâline getirmişse felâkettir.
Ancak, dünyanın güzel tarafları da çoktur. Peygamberlerin namaz kıldıkları,
ibadet ettikleri yerdir. Meleklerin ziyaret ettikleri mekânlardır... Rabbimizi
burada tanıyor, O'na yalvarmanın tadını burada alıyoruz...
Cennetin yolu dünyadan geçer. Dünyaya gelmeden Cennete girmek
insanlar için mümkün değildir.
Dünyadaki nimetler geçicidir, fânidir. Fakat ebedî nimetleri
kazandırır. Onun için de çok kıymetlidir.
Bütün dünyaya hâkim olanlardan biri de Süleyman aleyhisselamdır.
Hiç kimseye nasip olmayan saltanat ona verilmişti. İnsanlar, cinler, hayvanlar,
rüzgâr hep onun emrinde idi. Bir gün bir yerden gelirken insanlar sağ tarafında
ona refakat ediyor, cinler sol tarafında... Güneşten rahatsız olmasın diye
kuşlar kanat germişler, öylece yol alırken bir adama rastlarlar. Adam ona der
ki:
-Ey Davud'un oğlu! Cenab-ı Hak sana ne büyük saltanat ihsan etmiş,
hiç kimseye vermediğini sana vermiş.
Süleyman aleyhisselam şöyle cevap verir:
-Bize
verilen bu saltanat bir 'sübhanallâh' demek kadar kıymetli değildir. Çünkü bu
saltanat geçicidir. 'Sübhanallâh' demek ise kalıcıdır. Hiç geçici ve fâni olan
şeylerle, ebedî ve kalıcı şeyler mukayese edilebilir mi?..
Geçici şeylerde saadet ve huzur aradığımız için bir türlü mesut
olamıyoruz. Saadet kapısını başka anahtarla açmaya çalışıyoruz. Bu
da bize hem zaman kaybettiriyor, hem de bir netice elde edemiyoruz. Boşuna çaba
sarf ediyor ve yoruluyoruz.
İçinde yaşamakta olduğumuz asra, "sürat asrı", "ilim
ve teknik asrı" denebilir. Ama bu asra hiç kimse "huzur
asrı", "mutluluk asrı" diyemez.
Eshab-ı kirâmdan birisi şöyle dua eder: "Ya
Rabbi nimetin tamamını istiyorum." Bunu duyan Sevgili
Peygamberimiz (aleyhisselam) sorar: "Nimetin tamamı hangisidir biliyor
musun?" O da "Hayır" diye
cevap verir.
"Nimetin
tamamı, cennete girmekle elde edilir. Artık ebedî saadete kavuşulmuştur" diye
tarif eder Allahü teâlânın resulü...
Bütün bu nimetler ancak dünyada ele geçebilir...