02/05/2026 Cumartesi Köşe yazarı A.D
Resûlullahın Sancaktarı Ebû Eyyûb el-Ensârî
“Şâyet burada vefât edersem, cenâzemi hemen
defnetmeyin. Ordunun gidebileceği yerin en ileri noktasına kadar götürün ve
beni oraya defnedin.”
Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî "radıyallahü anh"
hazretleri, Eshab-ı kiramın, ensarın büyüklerinden, Peygamber Efendimizin
mihmandarı, sancaktarı ve kâtiplerindendir. Türkiye’de "Eyüp Sultan"
diye meşhurdur. 670 (H.50) senesinde böyle bir mayıs ayında (4 Mayıs 670)
İstanbul’da şehit olmuştur...
Peygamber Efendimiz Mekke’den Medîne’ye hicreti sırasında,
Medîne’nin ileri gelen kimselerinden bazıları develeri Kusvâ’nın yularından
tutup; “Yâ Resûlallah! Bize buyurun, bize buyurun...” diyerek istirhamda
bulundular. Peygamber Efendimiz onlara; “Devemin yularını bırakınız. O memurdur. Kimin
evinin önünde çökerse, orada misafir olurum!” buyurdular.
Kusvâ da gitti, gitti ve sonunda Hâlid bin Zeyd'in kapısında çöktü. Hazreti
Hâlid, sevinçle Resûlullah Efendimizi evine buyur etti...
Peygamber Efendimiz, evin alt katında oturmayı tercih ettiler ve
buraya yerleştiler. Böylece Peygamber Efendimiz, Mescid-i Nebî inşa edilinceye
kadar, yedi ay bu mübarek sahabinin evinde misafir kaldı...
Ebû Eyyûb-i Ensârî hazretleri, birçok muharebede sancaktarlık
hizmeti ile şereflendi. Bu sebeple kedisine "Sancaktar-ı Resûlullah"
ünvanı verildi...
Hâlid bin Zeyd, Hazreti Muâviye’nin, İstanbul’un fethi için
teşkil ettiği orduya katıldı. Çarpışmalar sırasında dizanteri hastalığına
yakalandı. Ecelinin yaklaştığını hissedip, Peygamber Efendimizin; “Kostantiniyye’de
kalenin yanında bir recül-i sâlih defnolunacaktır” hadîs-i
şerîfini rivayet etti ve “Şayet burada vefat edersem, cenazemi hemen
defnetmeyin. Ordunun gidebileceği yerin en ileri noktasına kadar götürün ve
beni oraya defnedin” diyerek vasiyet etti. Sonra mübarek ruhunu teslim etti...
O gün Müslümanlar, çarpışa çarpışa kaleye en yakın varabildikleri yere kadar
gittiler. Orada kazdıkları bir kabre, Hâlid bin Zeyd hazretlerini
defnettiler...
***
Aradan sekiz asır geçmiş ve İstanbul'un fethi, Osmanlı Pâdişâhı
Fâtih Sultan Mehmed Han’a nasip olmuştu. Fâtih’in ricâsı ile hocası Akşemseddîn
tarafından Ebû Eyyûb-i Ensârî hazretlerinin kabri kerâmetle keşfedildi. Fâtih
Sultan Mehmed Han, kabri üzerine bir türbe, bir de câmi binâ ettirdi. Burası
bütün Müslümanların ziyâretgâhı hâline geldi...
Büyük İslam âlimi Hüseyin Hilmi Işık (kuddîse sirrûh) buyurdu
ki:
"Eshâb-ı kirâm efendilerimiz çok şereflidir kardeşim? Çünkü
hepsi İslâm'ı yaymak için çalıştılar. Canlarını fedâ ettiler. Meselâ Eyüp
Sultan hazretleri, İstanbul’a geldi ve burada şehit oldu. Allahü teala
şefaatlerine nail eylesin..."