02/05/2026 Cumartesi Köşe yazarı V.T
Dînimizde ilk emredilen farz namâzdır...
"Allahü teâlânın en çok beğendiği ve
tekrâr tekrâr emrettiği şey, beş vakit namazdır."
Şeyh-ül-Hızâmiyye el-Vâsıtî hazretleri Hanbelî mezhebi fıkıh
âlimlerindendir. 1258 (H.657) senesinde Irak’ta Vâsıt şehrinde doğdu. 1311
(H.711)'de Şam’da vefât etti. İlim öğrenmek için pekçok şehri dolaştı. Bu
yolculukları esnâsında fıkıh, hadîs ve siyer âlimlerinden ilim öğrendi. Mısır'a
sonra da Şam'a gitti. Orada talebe yetiştirdi. Bir dersinde şunları anlattı:
Allahü teâlânın en çok beğendiği ve tekrâr tekrâr emrettiği şey,
beş vakit namâzdır. Allahü teâlânın, Müslümânlara îmân etdikten sonra en önemli
emri, namâz kılmaktır. Dînimizde ilk emredilen farz da namâzdır. Kıyâmette de,
îmândan sonra ilk soru namâzdan olacaktır. Beş vakit namâzın hesâbını veren,
bütün sıkıntı ve imtihânlardan kurtulup, sonsuz kurtuluşa kavuşur. Cehennem
ateşinden kurtulmak ve Cennete kavuşmak, namâzı doğru kılmaya bağlıdır. Doğru
namâz için önce kusûrsuz bir abdest almalı, gevşeklik göstermeden namâza
başlamalıdır. Namâzdaki her hareketi en iyi şekilde yapmaya uğraşmalıdır.
İbâdetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allahü teâlâya
en çok yaklaştıran hayırlı amel, namâzdır. Sevgili Peygamberimiz “sallallahü
aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Namâz dînin direğidir. Namâz kılan kimse, dînini
kuvvetlendirir. Namâz kılmayan, elbette dînini yıkar).
Namâzı doğru kılmakla şereflenen bir kimse, çirkin, kötü şeyler
yapmaktan korunmuş olur. Ankebût sûresinin kırkbeşinci âyetinde meâlen, (Doğru
kılınan namâz, insanı pis, çirkin ve yasak işleri işlemekten korur) buyuruldu.
İnsanı kötülüklerden uzaklaştırmayan bir namâz, doğru namâz
değildir. Görünüşte namâzdır. Bununla beraber, doğrusunu yapıncaya kadar,
görünüşü yapmayı elden bırakmamalıdır. İslâm âlimleri, "Bir şeyin hepsi
yapılamazsa, hepsini de elden kaçırmamalıdır" buyurdu. Sonsuz ihsân sâhibi
olan Rabbimiz, görünüşü hakîkat olarak kabul edebilir. "Böyle bozuk namâz
kılacağına, hiç kılma" dememelidir. "Böyle bozuk kılacağına doğru
kıl" demeli, bozuk olanları düzeltmelidir. Bu inceliği iyi anlamalıdır.
Namâzları cemâat ile kılmalıdır. Cemâat ile kılmak, yalnız
kılmaktan dahâ çok sevaptır. Namâzda her uzvun tevâzu göstermesi ve kalbin de,
Allahü teâlâdan korku üzere olması lâzımdır. İnsanı dünyâda ve âhırette
felâketlerden, sıkıntılardan kurtaracak ancak namâzdır. Allahü teâlâ, Mü’minûn
sûresinin başında meâlen, (Mü’minler herhâlde kurtulacakdır. Onlar, namâzlarını
huşû’ ile kılandır) buyurdu.