03/04/2026 Cuma Köşe yazarı O.Ü
Ruh âlemini akıl ile anlamak!
Sual: Kendi aklını ölçü alıp, tasavvuf âlimlerinin, ruh âleminden keşif yoluyla anlayıp bildirdiklerini, akla uygun değildir diye kabul etmemek, akla da ilme de uygun olur mu?
Cevap: Bu
konuda Şihâbüddîn-i Sühreverdî hazretleri buyuruyor ki:
“Milyonlarca yıldızın bir araya gelip bir sistem kurduğunu ve
her sistemin boşlukta bozulmadan hareket ettiğini söyleyen astronomi
adamlarının sözlerine, görmeden inanıldığı gibi, tasavvufcuların keşfettikleri,
bildirdikleri âlem-i misâl ve ruh âlemine de inanmak lazım gelir.”
İnkâr edenlere değil, haber verenlere inanmak doğru olur. Aklı
olan, fen bilgisinden haberi olan, Allahü teâlânın varlığını ve birliğini hemen
anlar ve isbat eder. Ahirete inanmak, böyle değildir. Buna, Allahü teâlâ haber
verdiği için inanılır. Hâlbuki, akla uyan kimsenin, kendisi bu ruh âlemine ve
sırlarına kavuşamasa, bilemese de, bunu, hiç olmazsa, olmayacak şey değildir
diyerek, reddetmemesi lazımdır. Nitekim, akla uyanların önderlerinden olan İbni
Sînâ;
“Olamayacağı isbat edilemeyen bir şeye, olamaz dememelidir.
Çünkü, isbat etmeden olamaz demek, anlamadığına inanmamak gibi, ayıp ve
kusurdur” demiştir.
Sual:
İslam dini garip olarak başladı diye başlayan bir hadis var mıdır, varsa bu
hadiste ne anlatılmak istenmiştir?
Cevap: Bütün
Ehl-i sünnet âlimleri gibi İmam-ı Rabbânî hazretleri de, Mektûbât isimli
kitabında bu hadis-i şerifi nakletmektedir. Peygamber Efendimiz;
(İslam
dini garip olarak başladı. Son zamanlarda da garip olacaktır. Bu garip
insanlara müjdeler olsun! Bunlar, insanların bozduğu sünnetimi düzeltirler) buyurmuştur.
Bu hadis-i şerif, Ehl-i sünnet âlimleri açıklarken buyuruyorlar ki:
“İslamiyetin başlangıcında, insanların çoğu, Müslümanlığı bilmedikleri,
onu yadırgadıkları gibi, ahir zamanda da, dini bilenler azalır. Bunlar,
bozulmuş olan sünneti, ıslah ederler. Bunun için, emr-i ma'rûf ve nehyi
anilmünker yaparlar. Sünnete, yani İslamiyete uymakta başkalarına örnek
olurlar. İslam bilgilerini doğru olarak yazıp, kitaplarını yaymaya çalışırlar.
Bunları dinleyenler az, karşı gelenler çok olur. O zamanda, sevenleri çok olan
din adamı, doğru arasına eğrileri, hoşa giden sözleri karıştıran kimsedir.
Çünkü yalnız doğruyu söyleyenin düşmanları çok olur.”