03/05/2026 Pazar Köşe yazarı A.U
Fazîlet sâhibi olmanın ölçüsü...
Mûsâ Kâzım hazretleri,
Tabiîn’in yüksek âlimlerinden ve evliyânın büyüklerinden olup, seyyiddir.
Bu zât, Hârun Reşid tarafından hapsedildiği zaman; İmâm-ı âzam
Ebû Hanîfe hazretlerinin iki talebesi olan Ebû Yûsüf’le Muhammed Şeybânî
hazretleri, ziyâretine gitmiş, birlikte oturuyorlardı.
O ara nöbetçi geldi.
Ve hazret-i İmâma;
"Efendim! Bugünkü nöbetim bitti, yarın dönüşümde bir
ihtiyâcınız varsa getireyim" diye arz etti.
Hazret-i İmâm;
"Sağol,
bir ihtiyâcım yoktur" buyurdu.
Nöbetçi ayrıldı.
Hazret-i İmâm;
"Bu,
yarın döneceğini zannedip, bana ihtiyâcımı soruyor, hâlbuki yarın ölecek" buyurdu.
O gece ölüm haberi geldi...
● ● ●
Bu zât, bâzı gençlere;
“Birini
uçarken görseniz bile, onun fazîletine hükmetmeyin” buyurdu.
Gençler merak edip;
“Bir insanın fazîleti başka nasıl anlaşılır hocam?” diye
sordular.
Cevâbında;
“Bir
kimse İslâm’ın her emrine titizlikle uyuyor, farzları yapıp haramlardan
kaçıyor, Ehl-i sünnet âlimlerini de seviyorsa, fazîlet sâhibidir, ona yaklaşın.
Fazîlet sâhibi olmanın ölçüsü budur. Bu iki şeyde gevşeklik varsa, bu da
felâketin başlangıcı demektir” buyurdu.