06/05/2026 Çarşamba Köşe yazarı H.Y
Her Müslümana önce lâzım olan şeyler...
"Ey mesud kardeşim! Bize ve size her
şeyden önce lâzım olan, itikâdı Kitâba ve Sünnete uygun olarak
düzeltmektir."
Büyük âlim ve ikinci bin yılın müceddidi olan İmâm-ı Rabbânî
hazretleri bir nasihatinde buyurdu ki:
-Ey mesud kardeşim! Bize ve size her
şeyden önce lâzım olan, itikâdı Kitâba ve Sünnete uygun olarak
düzeltmektir. Doğru yolun âlimlerinin, “Allahü teâlâ onların çalışmalarına iyi
karşılıklar versin!” Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden anladıklarına ve
bildirdiklerine uygun olarak itikâd etmek lâzımdır. Çünkü, Kitaptan ve
Sünnetten bizim ve sizin anladıklarımızın hiç kıymeti yoktur. Ehl-i sünnet
âlimlerinin anladıklarına uymak lâzımdır. Bizim anladıklarımız, Ehl-i sünnet
âlimlerinin anladıklarına uymuyor ise, hiç kıymeti olmaz. Çünkü her bid’at
sâhibi, [türedi reformcular] ve doğru yoldan kayarak dalâlete düşenler, sapık
bilgilerini ve bozuk işlerini, Kur’ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden
anladıklarını ve bu iki kaynaktan çıkardıklarını söylemektedirler. Bu sözleri
çok yanlış ve haksızdır.
İkinci
olarak hepimize lâzım olan şey, ahkâm-ı islâmiyeyi öğrenmektir.
Yani helâli, harâmı, farzı, vâcibi öğrenmektir.
Üçüncü
olarak hepimize lâzım olan şey, bütün işlerimizi,
öğrendiklerimize uygun yapmaktır.
Dördüncüsü, kalbin
tasfiyesi ve nefsin tezkiyesidir ki, bu ikisi tasavvuf büyüklerine mahsûstur
“kaddesallahü teâlâ esrârehüm”.
İtikâdı düzeltmeden önce ahkâm-ı islâmiyeyi öğrenmenin hiç
faydası olmaz. Bu ikisi birlikte düzelmedikçe de, ibâdetlerin faydası olmaz. Bu
üçü birlikte yapılmadıkça, tezkiye ve tasfiye hiç yapılamaz. Bu dört temel
vazîfe, yardımcıları ve tamamlayıcıları ile birlikte yapılmalıdır. Meselâ,
farzlar, sünnetleri ile birlikte yapılmalıdır. Farzların yardımcısı ve
tamamlayıcısı, sünnetlerdir. Bunlardan biri yapılmadıkça, geriye kalan her şey
lüzumsuzdur ve faydasızdır. Böyle lüzumsuz şeylere, (Mâlâyanî) denir.
Hadîs-i şerîfte, (Bir kimsenin Müslümanlığının güzelliği,
mâlâyanîden kaçması ve lüzûmlu şeyleri yapması ile anlaşılır) buyuruldu.
Doğru yolda olanlara ve Muhammed Mustafânın izinde yürüyenlere selâm olsun
“aleyhi ve alâ âlihissalevâtü vettehıyyât” [157. Mektûb]
***
Hangi fırkadan olursa olsun, nefsine uyan ve kalbi bozuk olan
Cehenneme gidecektir. Her mümin nefsini tezkiye için, yani yaratılışında mevcut
olan, küfrü ve günâhları temizlemek için, her zaman çok (Lâ
ilâhe illallah) ve kalbini tasfiye için, yani nefisten ve
şeytandan ve kötü arkadaşlardan ve zararlı bozuk kitaplardan gelmiş olan
küfürden ve günahlardan kurtulmak için, (Estağfirullah min külli mâ kerihallah) okumalıdır.
Dertlerin, belâların gitmesi için, kalb ile istigfâr okumak çok
faydalıdır. Çok tecrübe edilmiştir. Ölümden başka her dertten kurtarır. Eceli
gelenin de, ağrısız, sıkıntısız ölmesine yardım eder. Çünkü, hadîs-i şerîfte, (İstiğfâra
devâm edeni, çok okuyanı, Allahü teâlâ, dertlerden, sıkıntılardan kurtarır.
Onu, hiç ummadığı yerden rızıklandırır) buyuruldu.