07/04/2026 Salı Köşe yazarı R.A
Namaza dâir âyet-i kerîmeler -2-
Allahü teâlâ ile kulları arasında Resûl/Elçi
olan, bu dînin sâhibi Peygamber Efendimiz, bize namazın beş vakit olduğunu
bildirmiştir.
Herkesçe malûm olduğu üzere, şartları taşıyan Müslümânlara, her
gece ve günde, beş vakit namaz farz kılınmıştır. Namazın beş vakit farz oluşu, edille-i
şer'iyye-i erbaa (4 şer'î/dînî delîl) ile sâbit olmuştur. Yanî Kitâb (Kur'ân-ı
kerîm), Sünnet (Peygamber Efendimizin sözleri/hadîs-i
şerîfler, fiilleri ve takrîrleri/tasvipleri), İcmâ-ı ümmet (Sahâbe-i
kirâm, Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiînin söz birlikleri) ve Kıyâs-ı
Fukahâ (Ulemânın ictihâdları) ile sâbittir...
Allahü teâlâ ile kulları arasında Resûl/Elçi olan, bu dînin
sâhibi Peygamber Efendimiz, bize namazın beş vakit olduğunu bildirmiştir. Kendisi
de, senelerce
beş vakit kılmıştır. Artık başka delîl aramak gerekmez. Peygamber
Efendimiz buyurmuştur ki:
"Hazret-i
Cebrâîl gelip bana imâmlık yaptı ve kendisi ile birlikte beş vakit namazı
kıldım ve beş vakit namazla emrolundum." [Buhârî,
Müslim, Ebû Dâvûd, Nesâî]
Kitap ve Sünnet’ten sonraki delîl, "İcmâ-ı
ümmet"tir. Peygamber Efendimiz, Eshâb-ı kirâm ve onlardan
sonra, bugüne kadar gelen bütün âlimler, evliyâ-yı kirâm (ve yine bütün
Müslümânlar) beş vakit namaz kılmışlar, bu husûsta kesin bir icmâ hâsıl
olmuştur.
İslâm âlimleri de, beş vakit namazın nasıl kılınacağını
kitaplarında mufassalan/uzunca yazmışlar, böylece "Kıyâs-ı
fukahâ" ile de namazın beş vakit olduğu sâbit
olmuştur.
Peygamberimizin amcazâdesi, “Tercümânü’l-Kur’ân=Kur’ân’ın tercümânı”,
“Reîsü’l-müfessirîn=Müfessirlerin başı”, “Bahru’l-İlim=İlim
denizi/okyânûsu” ve “Hıbru’l-ümme=Ümmetin en büyük âlimlerinden
biri” gibi sıfatlarla anılan Abdullah
İbn-i Abbâs’a (radıyallahü anhümâ), “Kur’ân-ı
kerîmde, beş vakit namazı bildiren âyet hangisi” diye suâl
edildiğinde, şu meâldeki âyet-i kerîmeyi okudu: “Akşama girerken, sabâha ererken, gündüzün
sonunda ve öğle vaktinde Allah’ı tenzih edîn.” [Rum 17-18]
“Akşama
girerken”den maksat, akşam ve yatsı namazları, “sabâha
ererken”de kasdolunan sabâh namazı, gündüzün sonundaki, ikindi
namazı, öğledeki de, öğle namazıdır. (Tefsîru'l-Celâleyn)
Son
dönem Osmânlı ulemâsından el-Hâc Mehmed Zihnî Efendinin,
“Hâşiyetü’t-Tahtâvî”nin tercümesi olarak bilinen “Ni’met-i İslâm” adlı
kitâbında ifâde ettiğine göre:
Nisâ sûresinin 103. âyetinde, “Namaz, belli vakitlerde farz
kılındı” buyurulup ayrıca, beş vaktin hepsi de diğer âyetlerde
bildirildiği hâlde, “Beş vakit namaz” ifâdesinin
geçmeyişi, kutuplarda ve buralara yakın yerlerde, beş vaktin tamâmının
teayyün etmemesindendir.
Kutuplarda, 5 vakit namazın vakitleri takdîr edilerek
kılınmaktadır. Bunların da nasıl takdîr edileceğini, İslâm astronomi âlimleri
açık-seçik yazmışlardır.
"Güneşin
kayması anından, gecenin kararmasına kadar ve sabâh vakti namaz kıl" meâlindeki
İsrâ sûresinin 78. âyet-i kerîmesinde geçen, "Dülûki'ş-şems" ibâresi
öğle ve ikindi namazları, "Gasakı'l-leyl" ifâdesi
de akşam ve yatsı namazları, "Fecr" ise
sabâh namazıdır. (Kâdî Beydâvî Tefsîri)