09/03/2026 Pazartesi Köşe yazarı R.A
Sadaka vermenin önemi
Malı çok olup da zekât, sadaka vermeyen kimse,
sıkıntı içinde yaşar. Sadaka verenin mâlının bereketi artar. Az mâlı çok iş
görür.
“Sadaka” kavramı;
farz olan “zekât”ı, zenginler için edâsı vâcip olan “sadaka-ı
fıtr”ı ve nâfile olan “infâk”ı içine alan geniş bir
terimdir. Mükellef bir Müslümânın; îmânında ve ikrârında, samîmî olduğunun
delîlidir.
Zekât,
sadaka-ı fıtır ve infâk, kullara imtihân için verilmiş olan mâlın üzerine
terettüp eden amellerdir.
Cenâb-ı Hak, mal ile insanı imtihân ediyor. Nitekim Tevbe
sûresinde buyuruyor ki: “Eğer ebeveyniniz, çocuklarınız,
kardeşleriniz, hanımlarınız, kabîleniz, elinize geçirdiğiniz mâllar,
durgunluğa uğramasından korktuğunuz alışveriş, hoşlandığınız evler, size
Allah’dan, Resûlü’nden ve Allah yolundaki cihâddan daha sevgili ise, Allahü
teâlânın azâbını bekleyiniz.”
İster farz, ister vâcip, ister nâfile olsun, mâlî ibadetlerini
edâ eden mükellef bir Müslümân, îmânında sâdık demektir. Şurası da
unutulmamalıdır ki; sadakayı terk eden kimse, dünyevî hırs ve tamah içerisinde
mahv u perîşân olur. Firâset sâhibi mü'minler, sadakaya riâyet ederek,
İslâmiyete sadâkat gösterirler.
Mâlının
zekâtını vermeyenin mâlını Allahü teâlâ korumaz. Sadaka vermeyen âfiyet üzere
olmaz.
Hadîs-i şerîflerde buyurulmuştur ki:
“Ölmeden
önce tevbe ediniz. Hayırlı işleri yapmaya mâni çıkmadan önce, acele ediniz.
Zekât ve sadaka vermekte acele ediniz.” [İbn-i
Mâce]
“Sadaka
vermekte acele ediniz; çünkü belâ sadakayı geçemez.”
[Beyhakî]
“İyilik
ömrü artırır, sadaka günâhları giderir ve kötü ölümden korur.”
[Taberânî]
“Suyun
ateşi söndürdüğü gibi, sadaka da günâhları yok eder.” [Tirmizi]
“Bir
hurma bile olsa sadaka veriniz! Çünkü suyun ateşi söndürdüğü gibi, sadaka da
günâhları yok eder.”
“Sadaka
şer kapılarından yetmiş kapıyı kapatır.”
“İyilik
etmek, kötülük kapılarını kapar.”
“Hastalarınızı
sadaka ile tedâvî ediniz. Sadaka, her hastalığı ve belâyı defeder.”
[Beyhakî]
Hazret-i Lokmân Hakîm, oğluna buyurdu ki:
“Günâh
işlediğin zaman, hemen arkasından sadaka ver ve tevbe et.”
Mâlı çok olup da zekât, sadaka vermeyen kimse, sıkıntı içinde
yaşar. Sadaka verenin mâlının bereketi artar. Az mâlı çok iş görür.
Hadis-i şerifte: “Gizli-açık çok sadaka verin ki, rızkınız
bollaşsın, yardıma mazhar olasınız ve duânız kabûl edilsin” (İbn-i
Mâce) buyuruluyor.
Büyük âlim ve velîlerden İmâm-ı Rabbâni hazretleri de buyurdu
ki:
“Farz ibâdetin yanında nâfile ibâdetin hiç kıymeti yoktur, deniz
yanında damla bile değildir. Mel’ûn şeytân, müminleri aldatarak, farzları
küçük gösteriyor, nâfileyi teşvîk ediyor. Zekât verdirmeyip nâfile sadakayı
güzel gösteriyor. Hâlbuki bir altın zekât vermek, yüz bin
altın sadaka vermekten daha sevâptır.” [Müjdeci Mektuplar]
İlim
tahsîli yapılan yerlere, gerek zekât, fıtra, adak ve akîka, gerekse sadaka
şeklinde yapılan yardım, insanı kazâlardan belâlardan korur. Dünyâda,
sıhhat ve âfiyet içinde bir ömür sürmeye sebep olur. Ayrıca farz
olan cihâd ve ilim yayma sevâbına da kavuşulur. Böylece
yardım yapan kişi, hem dünyâda, hem de âhirette çok büyük nimetlere kavuşmuş
olur.