09/04/2026 Perşembe Köşe yazarı S.A
Haset etmenin zararları!..
Akıllı olan adam, hiçbir tadı olmayan, hiçbir
yararı olmayan, büyük sıkıntılara sebep olabilecek hased hastalığından kendini
kurtarır.
Hased (çekememezlik) manevi hastalıklardandır ve büyük bir günahtır.
Aynı zamanda içinde kul hakkı da vardır. Başkalarının elindeki nimetlerin
çıkmasını istemek, onların sıkıntıya girmelerini temenni etmek insana yakışmaz.
Bu kötülüğüne rağmen hased kanunen suç değildir. Çünkü kanun
bunu tesbit edemez. Ama Rabbimiz bunu harâm kılmıştır. Yapanları da tesbit
edebilir ve cezalandırabilir.
Dünyada
huzur içinde yaşayabilmemiz için bilmemiz gerekenleri yaratıcımız bize
bildirmiş. Bilmemiz uygun olmayanları da bize bildirmemiştir...
Hased etmek de bunlardan biridir...
Hasedin zararları:
1- Hased eden Rabbine isyan eder, O'nun emirlerine karşı gelir.
Çünkü hasedi haram kılmıştır. 2- Hayırlarını yakar veya hased edenin defterine
yazılmasına sebep olur. 3- Hased eden kâmil bir Müslüman olamaz. Mümin müminin
kardeşidir. Kardeş kardeşe kötülük düşünemez. Yaparsa, şeytanın yaptığını
yapar, ona arkadaş olur. 4- Rabbinin yaptıklarına itiraz eder, beğenmez. Hased
ettiği şahsa bir belâ gelirse sevinir ve Rabbim beni seviyormuş diye memnun
olur. 5- Hased eden dünyada ve ahirette sıkıntılara uğrar; dünyada hased ettiği
kişinin nimetleri arttıkça üzülür. Ahirette ise sevapları onun terazisinden
alınır, sevmediği, kıskandığı insana verilir. Sevapları biterse hased edilenin
günahları alınır, hased edenin günahlarına ilave edilir.
Hased etmekle insan bu kadar sıkıntılara, felaketlere maruz
kalırken, hased edilenin hiçbir zararı olmaz. Bilakis iki dünyada da kârlıdır.
Dünyada kârlıdır; çünkü kendisini sevmeyen, ona kötülük düşünen
kişi devamlı azâb içindedir. Cezası dünyada başlar. Hased edilenin ise
kıskanıldığı için nimetlerinde bir azalma da olmaz. Her
hased edilen şahsın nimetleri elinden alınsaydı, dünyada nimet sahibi kimse
kalmazdı. Çünkü her nimetin bir kıskananı bulunur.
Akıllı olan adam, hiçbir tadı olmayan, hiçbir yararı olmayan,
büyük sıkıntılara sebep olabilecek hased hastalığından kendini kurtarır.
Ahirette hiçbir cezası olmasaydı bile, insan boş yere kendisini
bu kadar sıkıntılara sokmamalıdır.
Bir gün Sevgili Peygamberimiz aleyhisselâm, Eshab-ı kiramına
sorar:
-Müflis
kime derler?
Cevap olarak derler ki:
-Biz müflis (iflas etmiş) o kişiye deriz ki; elindeki,
avucundaki malına sahip olamamış, hepsini yitirmiş ve zenginken fakirleşmiştir.
Bunun üzerine şöyle buyurdu, fahr-i kâinat:
-Benim
ümmetimden gerçek müflis odur ki; kıyamet günü birçok hayırlarla gelir. Namaz
kılmış, oruç tutmuş, zekât vermiş, hacca gitmiş, sadaka vermiş, fakat birini
dövmüş, birini sövmüş, birini gıybet etmiş, birinin kanını akıtmış, birine
hased etmiş, birinin malını yemiş. Hak sahipleri başına üşüşür, sevaplarını
alırlar. Sevapları biter, hak sahipleri hâlâ varsa, bu defa onların günahı
alınır, onun günahına ilâve edilir.
Sevaplar sıfırlanır, günahlar da artarsa onun gideceği yer
elbette ki Cehennemdir.
Rabbimizin merhameti sonsuzdur, fakat kulların merhametine
güvenilmez. Mümkün olduğu kadar üzerimizde kul hakkı ile mahşer meydanında
bulunmamaya gayret edelim...