09/04/2026 Perşembe Köşe yazarı V.T
"Dünyâya düşkün olanlar, lezzette sınır tanımazlar!"
"Sâlihler, Allahü teâlâdan gelen belâ ve
musîbetlerden öyle lezzet alırlar ki..."
Ahmed es-Sekkâf hazretleri evliyâ ve İslâm âlimlerinin
büyüklerinden olup evliyânın büyüklerinden Abdurrahmân es-Sekkaf hazretlerinin
oğludur. 1425 (H.829) senesinde vefât etti. Zamânında bulunan büyük velîlerin
sohbetlerine devâm ederek ve çok gayret ederek, tasavvuf yolunda ilerledi. Kısa
zamanda yetişerek, büyük âlimlerden ve evliyâdan oldu. Çok kerametleri görüldü:
Bir gün Ahmed es-Sekkâf, Mûsâ bin Ali Bâcerş isimli büyük âlime
bir talebesini gönderip; "Bize vermeyi niyet ettiğin şeyi getir, dediğimi
söyle" buyurdu. O talebe, Mûsâ bin Ali'ye gelip; "Hocam size, bize
vermeyi niyet ettiğin şeyi getirsin, diyor" dedi. Bu sözü duyunca, çok
hayrette kalan Mûsâ bin Ali; "Bu düşünce, biraz önce kalbime gelmişti ve
bunu da hiç kimse bilmiyordu" dedi.
Ahmed Sekkâf, bir gün yanında birkaç kişi ile berâber, abdest
almak üzere bir kuyunun başına geldiler. Hem kuyunun suyu çok derindeydi, hem
de yanlarında su çekmek için ip ve kova yoktu. Ahmed bin Abdurrahmân suya
işâret etti. Allahü teâlânın izni ile kuyunun suyu yukarıya kadar yükseldi.
Hepsi de abdest aldılar. Suya ihtiyaçları kalmayınca, kuyunun suyu yine eski
yerine çekildi...
Bir defâsında, Ahmed es-Sekkâf'ın küçük kızı, yakınlarında
bulunan bir hurma ağacı üzerinde bir güvercin gördü. Güvercin çok hoşuna
gittiği için, babasına, o güvercini tutup kendisine vermesini ricâ etti. O da
hizmetcisini çağırarak, güvercini tutup getirmesini emretti. Ağacın üstünde
oynamakta, daldan dala konmakta olan güvercin, Ahmed es-Sekkâf'ın sözlerinden
sonra hiç kımıldamadı. Hizmetçi gidip, rahatça güvercini tutarak getirdi. Ahmed
bin Abdurrahmân'a verdi. O da küçük kızına verdi. Kızı, güvercinle biraz
oynayıp, okşadıktan sonra salıverdi...
Vefâtına yakın hastalanan Ahmed Sekkâf'a, hâlinin nasıl olduğu
sual edildiğinde; "Dünyâya düşkün olanlar, dünyâ nîmetlerinden lezzet
aldıkları gibi, sâlihler de, Allahü teâlâdan gelen belâ ve musîbetlerden öyle
lezzet alırlar" buyurdu. Bundan sonra abdest aldı. Öğle namazını kıldı.
Namazdan sonra kıbleye karşı sağ yanı üzere yattı. Allahü teâlâyı zikir ve tesbîh
etmeye başladı. Rûhunu teslim edinceye kadar böyle devâm etti. Ahmed bin
Abdurrahmân'ın bu hâline şâhid olanlar, ona ziyâdesiyle gıpta ettiler. Kendi
ölümlerinin de böyle hayırlı ve kolay olması için Allahü teâlâya duâ ettiler.