10/01/2026 Cumartesi Köşe yazarı A.D
Allah için sevmek ve Allah için sevmemek!
Resûlullah Efendimiz buyurdu ki: "İmanın temeli ve en kuvvetli alameti, Müslümanları sevmek ve Müslümanlara düşmanlık edenleri sevmemektir."
İman etmek, bütün insanlara lazımdır. Herkes için iman
zaruridir. Muhammed aleyhisselamın söylediklerinin hepsini beğenip kalbin kabul
etmesine, yani inanmasına "iman" denir... Amentüdeki altı şeye
inanmak, imandır. İmanın bunlardan da önce gelen asıl iki şartı ise gayba iman
ve hubb-i fillah, buğd-i fillahtır. Hubb-i fillah; Allah için
sevmek, buğd-i fillah ise, Allah için sevmemektir. Bu
iki şart yoksa, Amentüde bildirilen altı şarta bir kimse inansa da mümin
olamaz. Allahü teâlânın sevdiklerini sevmek lazımdır ve imanın alametidir.
Âyet-i kerimede mealen buyuruldu ki:
(Ey
iman edenler, bana ve size düşman olanları dost edinmeyin, sevmeyin!) [Mümtehine
1]
Resûlullah Efendimiz (sallallahü alayhi ve sellem) de bir
hadis-i şerifte mealen buyurdu ki:
(İmanın
temeli ve en kuvvetli alameti, Müslümanları sevmek ve Müslümanlara düşmanlık
edenleri sevmemektir.) [Ebu Davud]
***
Gazetemizin de bünyesinde bulunduğu İhlas Holding'in kurucusu
Rahmetli Enver Ören Ağabey bir sohbetinde anlatmıştı:
Efendi hazretleri (Seyyid Abdülhakim Arvasi "kuddîse
sirrûh") "otuz sene İstanbul halkına iman ve İslâmı anlattım, anlayan
üçü beşi geçmedi" buyurmuşlar. Hocam'a (Hüseyin Hilmi Işık Efendi) dedim
ki: "Efendim, 'İman ve İslâm' kitabını bir kimse bir saatte okur ve imânı
İslâmı öğrenebilir. Efendi hazretlerinin bu sözündeki hikmeti neydi
acaba?" Buyurdu ki:
"Efendi hazretleri 'öğretemedim' demedi, 'anlatamadım'
buyurdu. Mesela bir mümin kul hakkına inansa, ayaklarını uzatıp oturabilir mi?
Hakiki manada imanı anlayan, ölümün hakikatini anlayan ayaklarını uzatıp
yatamaz. Kalp kıramaz, günah işleyemez. Mektûbât'ta İmâm-ı Rabbânî hazretleri
buyuruyor ki: Üzerinde bir dank kul hakkı olan, bütün peygamberlerin ibâdetini
yapsa, bu borcu ödemeden cennete giremez. O bakımdan, çok teferruata lüzum yok.
Âmir olsun, memur olsun, erkek olsun, kadın olsun, kul hakkının bu kadar önemli
olduğuna inansa ve buna hassasiyetle riayet etse, sevilen, anılan kıymetli bir
insan olur. Kul hakkına riayet etmezse ne olur? Başı dünyada da âhirette de
derde girer...
Mübarek Efendi hazretleri bize iki şey öğretti: Bu dünyada kim
sevilir, kim sevilmez!.. İşin bütün temeli burada. Dışarıya bir çıkın, bazen
bir vesile ile iftarlara, bir yerlere gidiyoruz veyahut da başka davetlere
gidiyoruz. Günah konuşulmuyor, mezhepsizlik, bidat, küfür, isyan bunlar
konuşuluyor. Ve bunlar çok normal olmuş, çok tabii olmuş... Günahın şefaati
var, affı var, tövbesi var. Ama isyanın, bidatin yok!.."