10/03/2026 Salı Köşe yazarı R.A
Sadaka vermenin önemi -2-
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Bir dîn
kardeşinin ihtiyâcını gideren, ömür boyu Allaha ibâdet etmiş gibi sevap
kazanır.”
Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurmuştur ki:
“Ey
îmân edenler! Allah'dan korkunuz. Herkes, yarın (âhiret günü) için ne
gönderdiğine bir baksın! Allah'dan korkunuz! Çünki, Allah, ne yaparsanız,
hakkıyle haberdârdır." (Haşr, 18)
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Birbirine
karşı muhabbet ve merhamette, müminler, bir vücûd gibidirler. Vücûdun bir yeri
râhatsız olunca, bütün vücûd, râhatsız, uykusuz kalıp, onun tedâvîsi ile meşgûl
olduğu gibi, Müslümânlar da birbirlerine yardıma koşmalıdırlar.” [Buhârî]
“Müslümânların
dertleri ile ilgilenmeyen, onlardan değildir.” [Hâkim]
Bu bakımdan, dünyânın öteki ucundaki bir Müslümânın derdi, bizim
derdimiz demektir. Ona yardım etmek gerekir.
Yiyecek, giyecek ve başka ihtiyaçları için Müslümânlara yardım,
hem dînî bir vazîfedir, hem de çok sevaptır.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
“Bir
Müslümânın sıkıntı ve kederini gidereni veya bir mazlûma yardım edeni, Allah
affeder.” [Buhârî]
“Bir
dîn kardeşinin ihtiyâcını gideren, ömür boyu Allaha ibâdet etmiş gibi sevap
kazanır.” [Buhârî]
“Allahü
teâlâ, bazı kimseleri, insanların ihtiyaçlarını gidermek için yaratmıştır.
İnsanlar, ihtiyaçları için onlara başvururlar. İşte bunlar, kabir azâbından
emîndirler.” [Taberânî]
“Allah
katında amellerin en sevimlisi, bir Müslümânı sevindirmek yahut bir sıkıntısını
gidermek veya sabrını taşıran bir kederini ortadan kaldırmak yahut borcunu
ödemektir.” [Ebuş-Şeyh]
“Arkadaşın
iyisi, arkadaşına; komşunun iyisi ise komşusuna iyilik edendir.” [Tirmizî]
“Sizin
en iyiniz, kendisinden hep iyilik beklenen ve kötülük etmeyeceğinden emîn
olunan kimsedir.” [Tirmizî]
“Mâllarınızla
herkesi memnûn edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlâkla memnûn
etmeye çalışınız.” [Hâkim]
Dünyâ târihinde vakıf medeniyetini kuran dedelerimizin torunları
olarak vakıfları, hayır kurumlarını ve ilim yuvalarını, zekât, sadaka-ı fıtır
ve kurbân vekâleti vererek veya başka şekillerde desteklemek, bilgili, kültürlü
öğrencilerin yetişmesine katkıda bulunmak millî ve dînî bir vazîfedir.
İlim yaymanın sevâbını Peygamber Efendimiz şöyle ifâde
buyurmuştur:
“Bütün
ibâdetlere verilen sevâp, Allah yolunda cihâda verilen sevâba göre, deniz
yanında bir damla su gibidir. Cihâd sevâbı da, emr-i marûf ve nehy-i
ani’l-münker sevâbı [dinin emir ve yasaklarını yayma] yanında,
denize nisbetle bir damla su gibidir.” [Deylemî]
İmâm-ı Rabbânî hazretleri de buyurmuştur ki:
“Nâfilelerin
farzlar yanındaki değeri, okyanus yanında bir damla gibi bile değildir.” [m. 260] “Nâfile
ibâdet, bir farzı terk etmeye sebep olursa, ibâdet olmaz, zararlı olur.” [m.
123]
Şu hâlde, bir insanın bir milyon lira zekât borcu olsa, bu farz
borcunu ödemeden, bir milyon câmi yaptırsa, milyonlarca insana, milyarlarca
sadaka verse kabûl olmaz.