14/01/2026 Çarşamba Köşe yazarı H.Y
Mirac gecesinin en büyük hediyesi...
Resûlullah Efendimiz:
"Rabbim (Beş vakit namazı farz kıldım. Her vakit için on sevap vardır.
Böylece elli vakit namaz olur) buyurdu."
Mirac, merdiven demektir. Resûlullah Efendimizin
göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü gecedir. Recebin 27.
gecesidir. İsra suresinin ilk âyet-i kerimesinde, Mirac bildirilmektedir.
Mutezile fırkası, Resûlullah Efendimizin bir anda, Cenneti, Cehennemi ve daha
birçok yerleri gezip gelmesine akıl erdirememiş, “Miracı kabul etmek, Allah’a
mekân ittihaz etmek olur” diyerek Miracı inkâr etmiştir. Allahü teâlâ, Hazret-i
Musa ile Tur Dağı'nda konuşmuştur. Tur Dağı Allahü teâlânın mekânı mıdır?
Elbette değildir. Cennete giren müminler de Allahü teâlâyı görecektir. Cennet
de Allahü teâlânın mekânı değildir. Allahü teâlâ mekândan münezzehtir.
(Kavl-ül-fasl) kitabında
deniyor ki: İsra suresinin ilk âyetinde, Allahü teâlâ, kudret ve azametinden
nice acayip işlerden bazılarını göstermek için, Muhammed aleyhisselamı,
Mekke'den Kudüs'e götürdüğünü bildiriyor. İsra kelimesi, rüya için kullanılmaz.
Uyanık iken, gece yürümek manasına kullanılır. (Sana [Miracda] gösterdiğimiz temaşayı insanlar için bir fitne kıldık) [İsra,60]
âyetindeki fitne, imtihan demektir. İmtihan ise uyanıkken olur. Peygamber
Efendimizin anlattığı rüya olsaydı, hiç kimse tuhaf karşılamazdı...
Peygamber Efendimiz Miracını özetle şöyle anlatıyor:
Verilen Burak’a binip Beyt-ül-Makdis’e [Kudüs’e] geldim. Onu, önceki
peygamberlerin bağladığı halkaya bağladım, sonra Mescid’e girip orada iki rekât
namaz kılıp çıktım. Cebrail bir kap şerbet, bir kap da süt getirdi. Ben sütü
seçtim. Cebrail, (Yaratılışa uygun olanı seçtin) dedi.
Sonra bizi birinci semaya çıkardı.
Gök kapısında, (Sen kimsin?) diye bir ses geldi. (Ben Cebrail’im) dedi.
(Yanındaki kim?) dendi. (Muhammed aleyhisselam) dedi. (O, peygamber olarak
gönderildi mi?) dendi. Cebrail, (Evet) dedi. Gök kapısı açıldı. Hazret-i Âdem’le karşılaştım. Bana merhaba diyerek
hayır dua etti. 2. semaya çıktık.
Yine orada da aynı konuşmalar geçti. Göğün kapısı açıldı. Burada iki teyze oğlu İsa ve Yahya ile
karşılaştım. Onlar da bana, merhaba diyerek dua ettiler. 3. semaya çıktık. Bu kapıda da aynı
konuşmalar geçti. Göğün kapısı açıldı. Orada Hazret-i Yusuf’u
gördüm. O da dua etti. 4. semaya çıktık.
Aynı konuşmalar oldu. Kapı açıldı. Hazret-i İdris’i
gördüm. O da dua etti. 5. semaya çıktık.
Yine aynı konuşmalar geçti. Kapı açıldı. Hazret-i Harun’u
gördüm. O da dua etti. 6. semaya çıktık.
Yine aynı konuşmalar oldu ve kapı açıldı. Hazret-i Musa’yı
gördüm. Merhaba diyerek dua etti. 7. semaya çıktık.
Yine aynı konuşmalar geçti ve kapı açıldı. Arkasını Beyt-ül-Mamur’a dayamış Hazret-i İbrahim’i gördüm. O da dua etti.
Beyt-ül-Mamur’u gördüm. Sonra Cebrail beni Sidret-ül-Münteha’ya
götürdü. Allah, günde elli vakit namazı farz kıldı. Musa’nın yanına gelip
anlattım. (Rabbinden azaltmasını iste! Ümmetin buna güç yetiremez. Tecrübem
var) dedi. Birkaç defa Rabbimle görüşmeye devam ettim. Nihayet Rabbim, (Beş vakit namazı farz kıldım. Her vakit için on sevap vardır.
Böylece elli vakit namaz olur) buyurdu. [Müslim]