15/01/2026 Perşembe Köşe yazarı V.T
Müminler, cennette Allahü tealayı görecek!
Allahü teâlâ, zâtında ve
sıfatlarında birdir, hiçbirinde değişiklik, başkalaşmak olmaz.
Mevlânâ Behâeddîn Efendi Osmanlı âlim ve
evliyasındandır. Zamânındaki büyük âlimlerden ilim öğrenerek yetişen Mevlânâ
Behâeddîn, daha sonra Hâcezâde’den ilim tahsil etti. İstanbul'da Sahn-ı Semân
Medresesine tâyin edildi. Sultan İkinci Bâyezîd Han, Edirne'de büyük ve
mükemmel bir medrese yaptırınca, buraya, ilk müderris olarak bizzât Mevlânâ
Behâeddîn'i tâyin etti. 1490 (H.895) senesinde Edirne'de vefât etti. Bir
dersinde şunları anlattı:
İmân demek; keşif ile bularak veya vicdanla bularak,
yâhut bir delîl ile aklın anlaması yolundan veya seçilmiş, beğenilmiş bir söze
güvenerek ve uyarak, belli altı şeye can ve gönülden inanmak ve dil ile de
söylemektir.
Müslüman olup, ehl-i kıble olup, ibâdet edip, fakat
itikâdı Ehl-i sünnet itikâdına uymayan ve tövbe etmeden ölen kimseye,
Cehennemde azap edilecek ise de, böyle bidat sahibi Müslümanlar, Cehennemde
sonsuz kalmayacaktır.
Allahü teâlâyı, dünyâda baş gözü ile görmek caizdir.
Fakat kimse görmemiştir. Kıyâmet günü, mahşer yerinde kâfirlere ve günahı olan
müminlere, kahır ve celâl ile; sâlih olan müminlere ise, lütuf ve cemâl ile
görünecektir. Müminler Cennette, cemâl sıfatı ile görecektir. Melekler ve
kadınlar da görecektir. Kâfirler, bundan mahrûm kalacaklardır. Cinnîlerin de
mahrûm kalacaklarını bildiren haber kuvvetlidir.
Âlimlerin çoğuna göre; “Müminlerin makbûl olanları,
her sabah ve akşam, derecesi aşağı olanlar ise, her Cuma günü ve kadınlar,
dünyâ bayramı gibi yılda birkaç kere tecellî-i cemâl ile ve rüyet ile müşerref
olacaklardır.”
Allahü teâlâ üzerinden, gece-gündüz ve zaman geçmesi
düşünülemez. Allahü teâlâda, hiçbir bakımdan, hiçbir değişiklik olmayacağı
için, geçmişte, gelecekte şöyledir, böyledir denemez. Allahü teâlâ, hiçbir şeye
hulul etmez. Hiçbir şeyle birleşmez. Allahü teâlânın zıddı, tersi, benzeri,
ortağı, yardımcısı, koruyucusu yoktur. Anası, babası, oğlu, kızı, eşi yoktur.
Her zaman, herkes ile hâzır ve her şeyi muhit ve
nâzırdır. Herkese can damarından daha yakındır. Fakat hâzır olması, ihata
etmesi, beraber ve yakın olması bizim anladığımız gibi değildir. O’nun
yakınlığı âlimlerin ilmi, fen adamlarının zekâsı ve evliyânın keşif ve şühûdü
ile anlaşılamaz. Bunların içyüzünü, insan aklı kavrayamaz. Allahü teâlâ,
zâtında ve sıfatlarında birdir, hiçbirinde değişiklik, başkalaşmak olmaz.