20/01/2026 Salı Köşe yazarı R.A
Şabân ayının fazîleti -2-
“Resûlullahın Eshâbı, Şa’bân ayının hilâlini
görünce, Mushaf-ı şerîf üzerine kapanıp, Kur’ân-ı kerîm okumaya devâm
ederlerdi..."
Enes
bin Mâlik (radıyallahü anh), Eshâb-ı kirâmın, Şa’bân-ı muazzam ayında
neler yaptıklarını anlatmıştır. Buyurmuştur ki:
“Resûlullahın
Eshâbı, Şa’bân ayının hilâlini görünce, Mushaf-ı
şerîf üzerine kapanıp, Kur’ân-ı kerîm okumaya devâm ederlerdi.
Müslümânlar bu ayda, mâllarının zekâtını çıkarıp, Ramazân-ı
şerîfte oruç tutacaklara kuvvet ve kudret bahşetmek için, fakîr,
miskîn ve zayıflara verirlerdi.
Vâlîler ve Hâkimler, zindân ve hapishânelerde olanları huzûrlarına
getirtip cezâlarını hafîfletir veya serbest bırakırlardı.
Tüccâr, alacaklarını
alır, borçlarını da öderlerdi... Ramazân
hilâlini (ayını) görünce de gusledip, i’tikâfa çekilirlerdi...”
Bilindiği üzere Cenâb-ı Hak, ezelde, hiçbir şeyi
yaratmadan önce her şeyi takdîr etmiş, dilemiştir. Bunlardan bir yıl içinde
olacak (doğumlar, vefâtlar, terfî’ler, tenzîller, ameller, ömürler, ölüm
sebepleri gibi) her şeyi, Şa’bân ayının onbeşinci (Berât) gecesinde meleklere
bildirir. İşte Kur’ân-ı kerîm, Levh-i mahfûza o gece inmiştir.
Bunlar,
Duhân sûresinin 1-6. âyet-i kerîmelerinde bildirilmektedir. Allahü teâlâ meâlen
buyuruyor ki:
“Hâ
Mîm, (Helâl ile harâmı ve sâir hükümleri apaçık bildiren bu) Kitâba (Kur’ân-ı
Kerîme) yemîn ederim ki, gerçekten biz onu [Kur’ânı] mübârek
bir gecede indirdik. Muhakkak biz, (hak dîn İslâm’dan yüz
çeviren) insanları uyaranlarız. (O, öyle bir gecedir
ki, bu geceden gelecek senenin aynı gecesine kadar rızıklar, eceller ve benzeri) her
hikmetli iş, katımızdan bir emir ile o zaman ayrılır. Hakîkat biz, Rabbinden
bir rahmet (eseri) olarak (Peygamberler) gönderenleriz.
Şüphe yok ki Allahü teâlâ, (her şeyi) hakkıyla
işiten, (her şeyi de) kemâliyle bilendir…” [Duhân
Sûresi, 1-6]
Tefsîrlerde Kur’ân-ı kerîmin, topluca Levh-i mahfûza bu gece
indirildiği bildirilmektedir. Bilindiği gibi, Kur’ân-ı kerîmin iki türlü
inişi vardır: Birincisi Levh-i mahfûza inişi, diğeri de semâ-i dünyâya ve
oradan Peygamber Efendimize inişi. Birincisi Berât gecesinde
olmuş, ikincisi ise Kadir gecesinde başlamıştır. [İnşâallah Berât gecesiyle
ilgili yazacağımız makâlemizde, bundan genişçe bahsedelim.]
Her sene, Şa’bân ayının on beşinci (ya’nî Berât) gecesinde, o
senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler,
alçalmalar, ya’nî her şey Levh-i mahfûza yazılır...
Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bu gece çok ibâdet,
çok duâ ederdi. “Allahümmerzuknâ kalben takıyyen mineş-şirki
beriyyen la kâfiren ve şakıyyen” duâsını da çok okurdu.
(Mevlânâ Muhammed Rebhâmî, Riyâdun-Nâsıhîn)
Bir rivâyette, Hazret-i Âişe validemiz, “Yâ
Resûlallah, Allahü teâlâ, seni günâh işlemekten muhâfaza buyurduğu hâlde, neden
Berât gecesinde çok ibâdet ettin?” diye sordu. Bunun
üzerine Peygamber Efendimiz buyurdu ki:
“(Yâ
Âişe!) Ben, şükredici bir kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her
çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece
özel deftere yazılır. Bu gece, herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece, herkesin
amelleri, Allahü teâlâya arz olunur.” [Abdülkâdir Geylânî,
Gunyetü’t-Tâlibîn]