21/01/2026 Çarşamba Köşe yazarı V.T
Günâhları küçük görmekten daha zararlı bir şey yoktur!..
"Günâhların küçüklüğünü değil de, kimin
koyduğu yasakları çiğnemekte olduğunu düşünüp, hayâ etmelidir."
Zağbî Abdullah Efendi son devir Osmanlı evliyasındandır. Beyrut
ve Trablus'ta yaşadı. 1900 (H.1318) senesinde vefât etti. Seyyid olup nesebi
Seyyid Abdülkâdir Geylânî hazretlerine dayanır. Tasavvufta da onun yolu olan
Kâdirî tarîkatında yetişip kemâle erdi. Sohbetlerinde buyurdu ki:
"Öyle zaman olur ki, Allahü teâlâ bir kulunu ibâdetleri ile
meşgûl eyler. O ibâdetler, o kulun azıtmasına sebep olur. Yâni kibir ve ucba
kapılmasına yol açar. Yine öyle zaman olur ki, o kulunu bir işe, bir günâha
düşürür. O günâhı sebebiyle kul o kadar üzülür ki, bu üzülmesi o kimsenin
hidâyetine sebep olur. Hâline bakıp gafletten uyanır. Tövbe ve istigfâr eder.
Bu her iki durumda da atılgan olmamalıdır. Allahü teâlâ, cesâret ve
atılganlıkla günâh işleyip de; 'O bizi affeder' diyen kullarını sevmez.
Günâhları küçük görmekten daha zararlı bir şey yoktur. Günâhların küçüklüğünü
değil de, kimin koyduğu yasakları çiğnemekte olduğunu düşünüp, hayâ etmelidir."
"Hak teâlânın sevdiklerinin yolunda olmak ile dünyaya
kıymet vermek, dünyâya düşkün olmak, bir arada bulunmaz. Bu yolda bulunan bir
kimsenin kalbinde, dünyânın zerre kadar kıymeti bulunursa, yağdan kıl çıkması
gibi, kolayca bu yoldan çıkar. Allahü teâlânın dostları, dünyâya hiç kıymet
vermezler, onun için gam yemezler. Bütün dünyâyı bir lokma hâline getirip, bir
velînin ağzına koysan, israf olmaz. Gerçek israf, bir şeyi Allahü teâlânın
rızâsına aykırı olarak sarf etmektir. Allahü teâlâ, dünyâyı eliniz ile terk
etmeyi değil, kalbiniz ile terk etmeyi ister ve beğenir."
"Üç kısım ilim vardır ki, bunlar tövbe, tevekkül ve hakîkat
ilimleridir. Tövbe ilmi ki, bu ilmi seçilmişler, büyük zâtlar ve avâm, diğer
insanlar kabûl ettiler. Tevekkül ilmini, seçilmişler kabûl etti, ama avâm kabûl
etmedi. Hakîkat ilmini ise, insanların ilim, akıl ve anlayış seviyelerinin
üstünde olduğu için, çok kimse anlayamadı."
"Allahü teâlânın azâbına müstahak olanlar, her an gaflette
bulunanlardır. Bunlar, başlarına gelmesi muhtemel olan korkunç azâbdan gâfil
oldukları için, kendilerini emniyette ve rahat hissederler. Her zaman uyanık
olan kalpler ise, her an korku ve hüzün ile dolu olurlar. Devamlı âhiret için
hazırlık yaparlar. Dolayısı ile bu kimseler cezâya müstahak değildir."