21/03/2026 Cumartesi Köşe yazarı V.T
"Namazda Kur’ân-ı kerîmi sünnet miktarı okumalı!"
"Abdest, emirlere tam uygun olarak
alındıktan sonra, sıra namaza gelir ki, namaz, müminlerin mirâcıdır."
Mugîs bin Züheyr hazretleri büyük velilerdendir. 1106 (H.500)
senesinde Bağdad'da doğdu. Bağdad'da zamânın en meşhur âlim ve evliyâsının
sohbet ve derslerinde yetişti. 1187 (H.583) senesinde orada vefât etti. Bir
dersinde şunları anlattı:
Abdest, emirlere tam uygun olarak alındıktan sonra, sıra namaza
gelir ki, namaz, müminlerin mirâcıdır. Yani mirâc gecesinde Peygamberimize
(aleyhisselâm) ihsân olunan nimetler, bu dünyâda, O’nun ümmetine yalnız namazda
tattırılmaktadır. Erkekler, farz namazları cemâatle kılmaya çok dikkat etmeli,
hattâ birinci tekbîri imâm ile beraber almayı kaçırmamalıdır.
Namazda Kur’ân-ı kerîmi sünnet olan miktarda okumalıdır. Rükûda
ve secdelerde hareketsiz durmak, herhâlde lâzımdır. Çünkü, farz veya vâcibdir.
Rükûdan kalkınca, öyle dik durmalıdır ki, kemikler yerlerine yerleşsin. Bundan
sonra, bir miktar, bu şekilde durmak farzdır veya vâcib veya sünnet
demişlerdir. İki secde arasında oturmak da böyledir. Bunlara herhâlde çok
dikkat etmelidir. Rükû’da ve secdelerde tesbih en az üç kerredir. Çoğu yedi
veya on birdir. İmâm için ise, cemâatin hâline göredir. Kuvvetli bir insanın,
sıkıntısı olmadığı zamanlarda, yalnız kılarken, tesbihleri, en az miktarda
söylemesi, ne kadar utanacak bir hâldir. Hiç olmazsa, beş kerre söylemelidir.
Secdeye yatarken, yere daha yakın âzâyı, yere daha evvel koymalıdır. O hâlde,
önce dizler, sonra eller, daha sonra burun, en sonra da alın konur. Dizlerden
ve ellerden, evvelâ sağlar yere konur, Secdeden kalkarken, yukarıda olan âzâ
evvel kaldırılır. O hâlde, evvelâ alın kaldırılmalıdır. Ayakta iken, secde
yerine, rükûda iken ayaklara, secdede burun ucuna ve otururken iki ellere veya
kucağına bakılır. Bu söylediğimiz yerlere bakıp da, gözler etrâfa kaymaz ise,
namaz, cemiyyetle kılınabilir. Yani kalb de, dünyâ düşüncelerinden
kurtulabilir. Huşû’ hâsıl olur. Nitekim, Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve
sellem) böyle buyurmuştur.
El parmaklarını rükûda açmak ve secdede birbirlerine yapıştırmak
sünnettir Bunlara da dikkat etmelidir. Parmakları açık yâhut bitişik
bulundurmak sebepsiz boş şeyler değildir. İslâmiyetin sahibi (yani
Peygamberimiz) faydalarını düşünerek böyle yapmıştır. Bizler için, İslâmiyetin
sahibine uymak kadar büyük bir fayda yoktur.