22/03/2026 Pazar Köşe yazarı S.K
İslamiyet dünya ve ahiret saadetinin kaynağıdır
İslamiyet, Allahü teâlânın emirlerine uymayı,
yaratılanlara merhamet etmeyi emreder.
İnsan, daima dünyada ve ahirette mutlu olmayı ister. Buna ancak
İslamiyeti öğrenmek ve yaşamakla kavuşur.
Büyük İslam âlimi Seyyid Abdülhakim Arvasi ‘rahmetullahi aleyh’,
İslamiyet hakkında şöyle buyurmaktadır:
İslam
dini, Allahü teâlânın, Cebrâil ismindeki melek vasıtası ile, sevgili Peygamberi
Muhammed aleyhisselâma gönderdiği, insanların, dünyada ve ahirette rahat ve
mesut olmalarını sağlayan usûl ve kaidelerdir. Bütün üstünlükler, faydalı
şeyler, İslamiyet’in içindedir. Önceki hak dinlerin görünür, görünmez bütün
iyiliklerini, İslamiyet, kendinde toplamıştır. Bütün saadetler, muvaffakıyetler
ondadır. Yanılmayan, şaşırmayan akılların kabul edeceği esaslardan ve ahlaktan
ibarettir. Yaratılışında kusursuz olanlar, onu reddetmez, kabul eder.
İslamiyet’in içinde hiçbir zarar yoktur. İslamiyet’in dışında hiçbir menfaat
yoktur ve olamaz.
İslamiyet, insanların birbirlerini sevmelerini,
yardımlaşmalarını, kardeşçe yaşamalarını, memleketleri imar, insanları ruhen ve
bedenen rahata kavuşturmayı emreylemekte, Allahü teâlânın emirlerine uymayı ve
yarattıklarına merhameti, vatanını sevmeyi istemektedir. Herkese mesuliyet
yüklemektedir. Nefsin temizlenmesini temin etmekte, kötü huyları, iyi huylardan
ayırmaktadır. İyi huylu olmayı emredip, kötü huyları, şiddetle red ve yasak
eder. Gayr-ı müslim vatandaşlarla ve herkesle ile iyi geçinmeyi, her
bakımdan iffeti ve hayâyı emreder. Sıhhate çok önem vermeyi emreder.
Tembelliği, boş vakit geçirmeyi red ve meneder. Ziraatı, sanatı,
ticaret yapmayı emreder. İlme, fenne, tekniğe, endüstriye, gereken önemi verir.
İnsanların yardımlaşmasını, birbirlerine destek olmasını önemle istemektedir.
Dini, vatanı, mezhebi ve inanışı başka olanların, canlarını, mallarını ve
namuslarını korumayı emreder, bunlara saldırmayı, kesinlikle meneder. Herkese
karşı bir hak ve mesuliyet gözetmektedir. Dünya ve ahiret saadetini sağlar.
Başka dinler, böyle değildir. Başka dinlerin hepsi bozulmuş,
ilahi hükümler yerine, insan kafasından çıkan fikirler, düşünceler yer
almıştır. Bunun için değiştirilmiş ve hükümleri kalmamıştır. Allahü teâlâ, İslam
dinini, hayatın yürümesini, ihtiyaçların değişmesini karşılayacak, terakkileri,
ilerlemeleri sağlayacak esaslar üzerine kurmuş ve onu kıyamete kadar
koruyacağını vadetmiştir. İslamiyet’e, Orta Çağ’ın ihtiyaçları üzerine
kurulmuş, değişmez hükümlerdir demek, İslam dinine iftira etmektir. Hâlbuki
İslam dini bütün zaman ve bütün mekânlara, bütün insanlara, her türlü
ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hitap etmektedir.
Bu dine uyan dünyada da ahirette de mutluluğa ve kurtuluşa erer.