23/03/2026 Pazartesi Köşe yazarı V.T
"Her güzellik ve üstünlük Allahü teâlâdandır..."
"Her kötülük ve aşağılık,
mahlûklardandır. Çünkü, mahlûkların aslı, özü ademdir/yokluktur."
Hâce Abdülvâhid-i Lâhorî hazretleri Hindistan'daki evliyânın
büyüklerindendir. Evliyânın gözbebeği İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin
talebelerinin önde gelenlerindendir. Lahor’da yaşadı. Önceleri İmâm-ı Rabbânî
hazretlerinin hocası Muhammed Bâkîbillah hazretlerinin talebesi idi. Bâkîbillah
hazretleri onun terbiye ve yetişmesini İmâm-ı Rabbânî hazretlerine havâle
ettiler. Abdülvâhid Lâhorî bundan sonra İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin
sohbetlerinde yetişip olgunlaştı.
Abdülvâhid-i Lâhorî, hocası İmâm-ı Rabbânî hazretleriyle zaman
zaman mektuplaşırlardı. Hocasının kendisine yazdığı mektuplardaki
nasîhatlerinden bâzıları şöyledir:
Allahü teâlâya hamd olsun! O'nun sevgili Peygamberine bizden
duâlar ve selâmlar olsun. Bir kul, ibâdet ederken, bu ibâdette bulunan her
güzelliği ve iyiliği Allahü teâlâdan bilmelidir! Çünkü, O'nun güzel terbiye
etmesinden ve ihsânındandır. İbâdette kusur ve aşağılık bulunursa, bunların
hepsi kuldan gelmektedir. Kulun özünde bulunan kötülükten hâsıl olmaktadır.
Hiçbir kusuru, aşağılığı Hak teâlâdan bilmemelidir. O makamda, yalnız iyilik,
güzellik ve kemâl vardır. Bunun gibi bu âlemde bulunan her güzellik ve üstünlük
Allahü teâlâdandır. Her kötülük ve aşağılık da, mahlûklardandır. Çünkü,
mahlûkların aslı, özü ademdir. Adem de, her kötülüğün ve aşağılığın
başlangıcıdır. (Adem yokluk demektir.)
"Sübhânallahi ve bi-hamdihi" güzel kelimesi, bu iki
şeyi açıkça bildirmektedir. Hak teâlânın tenzîhini ve takdîsini, yâni O'na
yakışmayan aşağılıklardan ve kötülüklerden uzak olduğunu çok güzel
bildirmektedir. Bu güzel kelime, şükür yapmayı, hamd etmekle bildirmektedir.
Çünkü hamd, her şükrün başıdır. Hak teâlânın güzel sıfatlarına, işleri ile
bütün nîmetlerine ve büyük ihsânlarına hamd kelimesi ile şükretmektedir. Bunun
içindir ki, hadîs-i şerîfte; (Bir kimse, bu güzel kelimeyi gündüz veya gece,
yüz kerre söylerse, o gün veya o gece, hiç kimse onun kadar sevap kazanamaz.
Ancak onun gibi söyleyen kazanır) buyuruldu.
Başkalarının ibâdeti, onunla nasıl bir olabilir ki, o kimse, bu
güzel kelimenin son parçası ile, bütün iyiliklerin ve ibâdetlerin şükrünü
yapmış olmaktadır. Bu güzel kelimenin baş tarafı ise, ayrıca Hak teâlâyı
kötülüklerden ve aşağılıklardan tenzîh ve takdîs etmektedir. O hâlde, bu güzel
kelimeyi her gün ve her gece yüz kerre okumalıyız! İnsanları iyi işleri yapmaya
ancak Allahü teâlâ kavuşturur. (1. cild, 307. mektup)