23/05/2026 Cumartesi Köşe yazarı A.D
İstanbul'un manevi fatihi!..
Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri, bir gün âniden
atının hazırlanmasını ister. Atı hazırlanınca, binip Semerkant'tan süratle
çıkar!..
Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri, Türkistan'ın büyük
velîlerindendir. "Silsile-i aliyye"nin on sekizincisidir. 1403
(H.806) senesinde Taşkent'te doğdu. 1490 (H.895) senesinde Semerkant'ta vefât
etti...
Bu mübarek zat buyurdu ki:
"Bütün kerametleri bize verseler, fakat itikadımız ehl-i
sünnet değilse, hâlimiz haraptır. Eğer bütün haraplıkları, çirkinlikleri
verseler itikadımız ehl-i sünnet ise, hiç üzülmemeliyiz."
"Eğer biz şeyhlik yapsaydık, zamanımızda hiçbir şeyh
kendisine talebe bulamazdı. Fakat bize başka iş emredildi. Bizim işimiz,
Müslümanları zulümden korumaktır..."
Ubeydullah-ı Ahrâr'ın torunu Hâce Muhammed Kâsım şöyle anlatır:
"Dedem Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri, bir gün öğleden
sonra, âniden atının hazırlanmasını istedi. Atı hazırlanınca, binip
Semerkant'tan süratle çıktı. Talebelerinden bir kısmı da ona tâbi olup, takip
ettiler. Biraz yol aldıktan sonra Semerkant'ın dışında bir yerde talebelerine;
'Siz burada durunuz!' buyurdu. Sonra atını Abbâs Sahrâsı'na doğru sürdü.
Talebeleri arasında Mevlânâ Şeyh adıyla tanınmış biri, bir müddet daha peşinden
gidip takip etmişti. Bu talebesi şöyle dedi:
-Hâce Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri ile sahrâya vardığımızda,
atını sağa sola sürmeye başladı. Sonra birdenbire gözden kayboldu...
Ubeydullah-ı Ahrâr daha sonra evine döndü. Talebeleri nereye ve
niçin gittiğini sorduklarında;
-Türk Sultânı Sultan Muhammed Hân (Fâtih), kâfirlerle harp
ediyordu. Benden yardım istedi. Ona yardıma gittim. Allahü teâlânın izniyle
gâlip geldi, buyurdu...
Hâce Muhammed Kâsım, babası Hâce Abdülhâdî'nin de şöyle
anlattığını nakletmiştir:
-Bilâd-ı Rûm'a (Anadolu'ya) gittiğimde, Sultan Muhammed Fâtih
Hân'ın oğlu Sultan Bâyezîd Hân, bana, babam Ubeydullah-ı Ahrâr'ın şeklini ve
şemâilini târif etti ve; 'O zâtın beyaz bir atı var mıydı?' diye sordu. Ben de
târif ettiği bu zâtın, babam olduğunu ve beyâz bir atının olup, bâzen ona
bindiğini söyledim. Bunun üzerine Sultan Bâyezîd Hân, bana şöyle anlattı:
-Babam Sultan Muhammed Fâtih Hân bana bir gün şöyle dedi:
-İstanbul'u fethetmek üzere savaştığım sırada, harbin en
şiddetli bir ânında, Şeyh Ubeydullah-ı Ahrâr Semerkandî'nin imdâdıma
yetişmesini istedim. Şekil ve şemâilini târif ederek şu vasıfta ve şu şekilde
ve beyaz bir at üzerinde bir zât yanıma geldi; 'Korkma!' buyurdu ve elbisesinin
yeninden bakmamı söyledi. Baktım, büyük bir ordu gördüm. 'İşte bu ordu ile sana
yardıma geldim. Şimdi sen falan tepenin üzerine çık, üç defâ kös vur ve orduna
hücum emri ver' buyurdu... Emirlerini aynen yerine getirdim. O da bana
gösterdiği ordusuyla hücuma geçti. Böylece düşman hezîmete uğradı. İstanbul'un
fetih işi gerçekleşti."
Cenâb-ı Hak şefaatlerine nail eylesin. Âmin...