24/03/2026 Salı Köşe yazarı R.A
Bayramların mana ve önemi
Bir Müslümânın, Allahü teâlânın emirlerine
uyup, yasaklarından sakınarak, günâh işlemeden, harâm lokma yemeden geçirdiği
günleri bayram kabûl etmişlerdir.
Cuma, Bayram ve Kandil geceleri ve günleri, Müslümânların
mübârek gece ve günleridir. Şüphesiz ki, bu mübârek gece ve günlere kıymet
veren Allahü teâlâdır.
“Ramazân” kelimesi “yanmak” demektir. Çünkü bu ayda oruç tutan
ve tövbe eden Müslümanların günâhları yanar, yok olur. Bundan dolayı da
Müslümânlar bayram yaparlar. Müslümânlar, her yıl Ramazan ayında günâhları
affedildiği için sevinirler.
Sevgili Peygamberimiz, hadîs-i şerîflerinde şöyle
buyurmuşlardır:
“Bir
kimse, Ramazân ayında oruç tutmayı farz (vazîfe) bilir ve orucun sevâbını,
Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş günâhları affolur.” [Sahîh-i
Buhârî]
“Farz
namâz, sonraki namâza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazân ayı da,
sonraki Ramazâna kadar olan günâhlara keffâret olur.” [Taberânî]
Bir gün, Hazret-i Ali (radıyallahü
anh), bir kalabalığı eğlence içinde görüp, böyle eğlenip neşelenmelerinin sebebini
sorduğunda onlar, "Bugün bizim bayramımızdır" dediler.
Bunun üzerine Hazret-i Ali Efendimiz de; "Günâh işlemediğimiz günler de bizim
bayramımızdır" buyurdu.
Yine bir Müslümân rûhunu teslîm edeceği (vefât
edeceği) zaman, rahmet meleklerini, Cennetteki ni'metleri görür, onları
görmenin zevkiyle gülerek cânını verir, işte böyle cân verme vaktinin de
Müslümânın bayramı olduğu bildirilmiştir.
Ayrıca
İslâm büyükleri, bir Müslümânın, Allahü teâlânın emirlerine uyup, yasaklarından
sakınarak, günâh işlemeden, harâm lokma yemeden geçirdiği günleri de bayram
kabûl etmişlerdir.
Peygamber Efendimizin yine ifâde buyurdukları vechile:
“Ramazân
ayında yapılan bütün nâfile ibâdetlere verilen sevâp, başka aylarda yapılan
farz ibâdetlere verilen sevâp gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda
yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftâr verenin günâhları
affolur. Cehennemden âzâd olur. O oruçlunun sevâbı kadar, ayrıca buna da sevâp
verilir. O oruçlunun sevâbı da hiç azalmaz.”
Bilindiği
üzere, ibâdetlerin faydaları sadece fertlerle sınırlı değildir. Bazı ibâdetler
toplum âhengini, düzenini önemli ölçüde etkiler. Meselâ oruçta bu özellik çok
bâriz, belirgin bir şekilde müşâhede edilir, gözlemlenir.
Orucun sevâbı diğer ibâdetlere göre daha fazladır. Bir hadîs-i
kudsîde, “Her iyiliğe, on mislinden 700 misline kadar
sevâp verilir. Fakat oruç bana mahsûstur, onun mükâfâtını ben veririm. Çünkü
kulum, benim için şehvetini ve yemesini-içmesini bırakmıştır” (Buhârî)
buyuruldu.
Her iyiliğin sevâbını Allahü teâlâ verdiği hâlde, orucun sevâbı
için, “Onun karşılığını ancak ben veririm” buyurmasının
elbette hikmetleri vardır. Allahü teâlâ, “Oruç bana mahsûstur” demekle
de ona özel bir şeref vermiştir. Oruç tutana verilecek sevâbın muayyen bir
ölçüsü yoktur. Oruçlunun durumuna göre, çok sevâp verilecektir.
Bu ayda ibâdet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene boyunca da, bu işleri yapmak nasîp olur. Bu aya saygısızlık edenin, günâh işleyenin bütün senesi de, günâh işlemekle geçer.