25/03/2026 Çarşamba Köşe yazarı H.Y
Kendimize ve cemiyete karşı vazifelerimiz var...
İslâmiyetin bildirdiği sosyal ve ekonomik
ahlâktan, ahkâmdan ayrılan insanlar, milletler, sıkıntıdan, ızdıraptan,
felâketten kurtulamamışlardır.
Allahü teâlâ İslâm dînini, her memlekette, her yeniliği ve
buluşu karşılayacak şekilde kurmuştur. İslâm dîni, yalnız sosyal hayatta değil,
ibâdetlerde bile tolerans, müsâmaha göstermiş, insanlara serbestlik vermiş,
başka şartlar ve zarûretler karşısında, ictihâd hakkı tanımıştır. Hazret-i Ömer
ve Emevîler zamanında ve koca Osmanlı imparatorluğunda, kıtalara yayılan
çeşitli milletler toplulukları, bu ilâhî hükümlerle idare edilerek, başarıları,
şânları, târihlere ün salmıştır. Gelecek zamanlarda, büyük, küçük her millet
de, İslâmiyetin bildirdiği, değişmez olan güzel ahlâka sarılacağı, bunları
uygulayacağı kadar, râhata, huzûra, saâdete kavuşacaktır.
İslâmiyetin bildirdiği sosyal ve ekonomik ahlâktan, ahkâmdan ayrılan
insanlar, milletler, sıkıntıdan, ızdıraptan, felâketten kurtulamamışlardır.
Geçmiş milletlerde böyle olduğunu târihler yazmaktadır. Gelecekte de, elbette
böyle olacaktır. Târîh, tekerrürden ibârettir.
Müslümanlar, millî birlik ve beraberliğe çok ehemmiyet vermeli,
memleketlerinin kalkınması için maddî, mânevî çalışmalı, din bilgilerini iyi
öğrenmeli, harâmlardan sakınmalı, Allaha ve devlete ve kullara karşı olan
vazîfelerini, borçlarını yerine getirmelidir. İslâmın güzel ahlâkı ile
bezenmeli, kimseye zarar vermemelidir. Fitne, yani anarşi çıkarmamalı,
vergilerini ödemelidir. Dînimiz, böyle olmamızı emrediyor.
Müslümânın
birinci vazîfesi, nefsine, şeytâna uymayıp ve kötü
arkadaşlara, azgın, âsi kimselere, anarşistlere aldanmayıp, kanûna karşı suçlu
olmaktan, Allahü teâlâya karşı da günâh işlemekten sakınmaktır.
Allahü teâlâ kullarına üç vazîfe verdi:
Birincisi, şahsî
vazîfesidir. Her Müslümân, kendini iyi yetiştirecek, sıhhatli, edepli, iyi
huylu olacak, ibâdetlerini yapacak, ilim ve güzel ahlâk öğrenecek, helâl lokma
kazanmak için çalışacaktır.
İkinci
vazîfesi, âile içindeki vazîfesidir. Zevcesine, ana-babasına,
çocuklarına, kardeşlerine olan haklarını yapacaktır.
Üçüncü
vazîfesi, cemiyet ve toplum içindeki vazîfeleridir. Komşularına,
hocalarına, talebesine, âilesine, emrinde olanlara, hükûmete ve devlete, bütün
vatandaşlara, dîni ve milleti başka olanlara karşı vazîfeleridir. Herkese
iyilik etmesi, eli ile, dili ile kimseyi incitmemesi, kimseye zarar vermemesi,
hıyânet etmemesi, herkese faydalı olması, devlete, hükûmete, kanunlara karşı,
hiç isyân etmemesi, herkesin hakkını, vergilerini hemen ödemesi lâzımdır.
Allahü teâlâ, hükûmet, devlet işlerine karışmayı emretmedi.
Hükûmete yardım etmeyi, fitne çıkarmamayı emretti.