26/03/2026 Perşembe Köşe yazarı S.A
İnsan, Rabb'ini tanımazsa!..
İtiraf edelim ki; vücudumuza verdiğimiz önemi,
ruhumuzdan esirgiyoruz. Bundan dolayıdır ki huzur ve mutluluk da bulamıyoruz...
İnsanlar iki şeyden meydana gelmiştir. Biri "ruh",
diğeri ise "ceset"tir. Bunlar beraber oldukça
yeryüzünde yaşama imkânı olur. Ruh bedenden ayrılınca, bedenin hiçbir değeri
kalmaz...
İnsan, ruhuyla insandır. O, ölmez. Bedenimiz, ruhumuz için bir
binek olarak yaratılmıştır. Böylece dünya seyahatini yapmaya devam ediyoruz.
Seyahat bitince attan inildiği gibi ruhumuz da beden atından iner. Beden de
topraktan yaratılmıştı, tekrar aslına rücu etmek üzere toprağa girer...
Dünyada yaşadığımız sürece ruhumuz, bedenimizin içinde
beraberdirler. O hâlde ikisine de önem vermeliyiz. İkisinin de gıdaya ihtiyacı
vardır. Gıdalarını temin etmeliyiz.
Bedenimizin gıdasını ihmal etmiyoruz, acıktıkça yemek yiyoruz,
hem de imkânlarımız nisbetinde en güzel ve en lezzetli gıdalarla besleniyoruz.
Hayret edilecek şeydir; kendimizi aç bırakıyoruz, ama atımızı doyuruyoruz!
Akıllı olan adam hem kendisini, hem de atını doyurur...
İtiraf edelim ki; vücudumuza verdiğimiz önemi, ruhumuzdan
esirgiyoruz. Bundan dolayıdır ki huzur ve mutluluk da bulamıyoruz...
***
Bizim memlekette bir adam, kuluçkaya yatan bir tavuğun altına
bir de ördek yumurtası koymuştu. Günleri dolunca yumurtalardan civcivler çıktı.
Tabiidir ki, ördek yumurtasından da ördek yavrusu çıktı. Anne tavuk,
civcivlerini dolaştırıyordu. Bahçelerinde küçük bir havuz vardı, oraya
yaklaşınca yavru ördek atlıyor ve yüzmeye başlıyordu. Anne tavuk
"yavru"sunun suya düştüğünü sanarak, onu kurtarmaya çalışıyor,
girmeye de cesaret edemiyor, sadece havuzun kenarında çırpınıp duruyordu. Ev
halkı tavuğun çırpınışını duyunca meseleyi anlıyor ve biri gelip o yavruyu
sudan çıkarıyor ve havuzdan uzaklaştırıyordu... Bir zaman sonra tekrar aynı hadise
meydana geliyor; suyu gören ördek yavrusu dayanamıyor, hemen atlıyor ve zevkle
yüzmesine, anne tavuk da çırpınışlarına devam ediyorlardı...
Şimdi burada dikkatimizi çeken veya çekmesi gereken bazı
hususlar vardır. Birincisi, bu ördek yavrusu,
yüzmeyi nereden, ne zaman ve kimden öğrenmişti?!. Hiç kimseyi yüzerken
görmemişti, ne annesini ve ne de kardeşlerini. Yüzme kabiliyeti onun fıtratında
(yaratılışında) vardı, birinin ona yüzmeyi öğretmesine gerek yoktu. O, öğrenmiş
olarak yumurtasından çıkmıştı.
İkinci
husus; bu yavru ördek, o suyu bulamasaydı, yüzemeseydi, içinde büyük
bir boşluk hissedecekti, bir arayış içinde olacaktı. Bu aradığı şeyin su
olduğunu, bulursa, yüzerse huzur bulacağını belki de bilmeyecekti; ama, bu
sıkıntıyı ve arayışı, hep içinde taşımak zorunda kalacaktı ömür boyu...
Dünyanın en güzel bahçesinde dolaştırsaydınız, en güzel
kümesinde yatırsaydınız, ördeklerin en çok sevdiği gıdaları yedirseydiniz, yine
de onu mutlu edemezdiniz. Yüzünce, suya kavuşunca, içindeki sıkıntısı
bitebilirdi...
Aynen bunun gibi, insanları, Rabbimiz kendi fıtratı üzerine
yaratmıştır. Bunu Rum Suresi 30. âyeti
kerime de açıkça bildiriyor...
İnsan da, Rabbini tanımazsa, onu bulmaz, ona teslim ve tabi
olmaz ise, rahat ve huzur bulması mümkün değildir.