28/03/2026 Cumartesi Köşe yazarı V.T
"İnsanlar içinde en iyi ümmetsiniz..."
"Eshâb-ı kirâm, kâfirlere karşı şiddetli
fakat, birbirlerine karşı merhametli, yumuşaktırlar."
İbn-i Arabşah hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 1410
(H.813) senesinde Kuzey Kafkasya'da bulunan Astrahan'da doğdu. Küçük yaşta
babasıyla birlikte Tokat'a, sonra Haleb ve Şam'a gitti. Kur'ân-ı kerîmi okudu
ve diğer ilimleri tahsil etti. İbn-i Hacer Askalânî hazretlerinden hadîs-i
şerîf dinledi. Kâhire'de bir müddet kâdılık yaptı. 1516 (H.922) senesinde orada
vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Bütün din büyüklerimiz buyuruyorlar ki: Eshâb-ı kirâm
Peygamberlerden sonra ve meleklerden sonra mahlûkların en efdali, en üstünüdür.
Eshâb-ı kirâmın üstünlüklerini bildiren âyet-i kerime ve hadis-i şerifler pek
çoktur. Sûre-i Âlî İmrânda meâlen buyuruluyor ki: (Sizler, bütün insanlar
içinde, en iyi bir ümmetsiniz, cemaatsiniz.) Yâni Peygamberlerden sonra, bütün
insanların en iyisisiniz! Sûre-i Tevbede meâlen buyuruluyor ki: (Mekke-i
mükerreme ahâlisinden olup, Medîne-i münevvereye hicret eden Sahâbe-i kiramdan
ve iyilikte onların izinden gidenlerden, Allahü teâlâ râzıdır. Onlar da, Allahü
teâlâdan râzıdırlar. Allahü teâlâ onlara Cennetler hazırlamıştır.) Sûre-i
Enfâlde, Allahü teâlâ, sevgili Peygamberine meâlen buyuruyor ki: (Sana Allahü
teâlâ yetişir ve sana tâbi olan müminler yetişir.) O zaman Sahâbe-i kiram pek
az idi. Fakat, Allahü teâlâ yanında dereceleri pek yüksek olduğundan, dîni
yaymakta sana yetişirler buyuruldu.
Sûre-i Fetihte meâlen buyuruluyor ki: (Muhammed Allahü teâlânın
Peygamberidir ve Onunla birlikte bulunanların [yâni Eshâb-ı kirâmın] hepsi,
kâfirlere karşı şiddetlidirler. Fakat, birbirlerine karşı merhametli,
yumuşaktırlar. Bunları çok zaman rükûda ve secdede görürsünüz. Herkese dünyada
ve âhırette her iyiliği, üstünlüğü, Allahü teâlâdan isterler. Rıdvânı, yâni
Allahü teâlânın kendilerini beğenmesini de isterler. Çok secde ettikleri yüzlerinden
belli olur. Onların hâlleri, şerefleri böylece Tevrât'ta ve İncîl'de
bildirilmiştir. İncîl'de de bildirildiği gibi, onlar, ekine benzer. İnce bir
filiz yerden çıkıp kalınlaştığı, yükseldiği gibi, az ve kuvvetsiz oldukları
hâlde, az zamanda etrâfa yayıldılar. Her tarafı îman nûru ile doldurdular.
Herkes filizin hâlini görüp, az zamanda nasıl büyüdü diyerek, şaşırdıkları
gibi, hâl ve şânları dünyaya yayılıp, görenler hayret etti ve kâfirler
kızdılar.)
Bu âyet-i kerime, yalnız indiği zamanda bulunan Eshâbın değil,
sonra îmana gelecek olanların da şânını bildirmektedir. Bilindiği üzere Hazreti
Muaviye de, dîn-i islâmın yayılmasına çok hizmet eden bir sahâbîdir. Allahü
teâlânın bu medh ve senâlarına, her bir sahâbî gibi, O da dâhildir.