03/01/2026 Cumartesi Köşe yazarı A.D
Şerefi; mal, mülk, mevki makamda sanmamalı!
Mal ile, evlat ile, mevki ile ve rütbe ile
tekebbür etmek, kibirlenmek insana hiç yakışmaz. Çünkü bunlar, kendinde bulunan
üstünlükler değildir.
Bazı kimseler şerefi; mal, mülk sahibi olmakla, mevki, makama
kavuşmakla olacağını sanmaktadır. Hâlbuki mal sahibi olmak, çok zengin olmak da
üstün, şerefli olmayı, gerektirmez. Kârun'un çok malı vardı. Malı ile beraber
kahrolup gitti.
Geçici olarak sahip olunan servet ile, mal ile kibirlenmek çok
çirkindir. Zira varlığı ile kibrettiği malı telef olur, evi yıkılır da kendisi
açıkta kalır.
Mal ile, evlat ile, mevki ile ve rütbe ile tekebbür etmek,
kibirlenmek insana hiç yakışmaz. Çünkü bunlar, kendinde bulunan üstünlükler
değildir. Gelip geçen, kendinde kalmayan, insandan çabuk ayrılan şeylerdir.
Bunlar ahlâksızlarda, kötü kimselerde de bulunur. Bunlar üstünlük olsalardı,
bunlara kavuşmayanların ve kavuşup da ayrılanların, çok aşağı kimseler olmaları
lâzım gelirdi.
Mal sahibi olmak başka, mal sevgisi başkadır. Bütün dünya bir
kimsenin olsa, mala mağrur olmadan dine uygun harcasa, çok büyük sevap kazanır.
Süleyman aleyhisselam, büyük bir zenginlik ve saltanat içindeyken, Kur'ân-ı
kerimde (O ne iyi kuldur) diye övülmektedir. (Sad 30)
Peygamber Efendimiz de (İnsanların en iyisi, onlara faydası çok
olandır) buyuruyor. (Kudaî)
***
Eski devirlerde, çok zengin adamın biri oğluna; "Evladım,
senden iki isteğim var... Birincisi, öldüğüm zaman ayağımın birine eski bir
çorap giydirmeyi ihmal etme... İkincisi ise şu ağzı kapalı mektubu beni
defnedinceye kadar açma!" diye vasiyette bulunur...
Zaman gelir her fâni gibi adam ölür... Tam kefene sarılacağı zaman, oğlu
babasının vasiyetini söyler:
-Efendim, babama mutlaka bir eski çorap giydireceğiz!
İmam efendi;
-Olmaz öyle şey! Dinimize göre ölü kefenden başka bir şeyle
gömülmez! der.
Çocuk ısrar eder, ama fayda vermez... Definden sonra oğlu
babasının bıraktığı mektubu açar ve okumaya başlar:
“Oğlum! Görüyorsun ya, o kadar malım mülküm olduğu hâlde, eski
bir çorabı bile beraberimde götüremedim... Elbette bir gün sen de benim gibi
öleceksin. Sana da birkaç metre kefenden başka bir şey vermeyecekler... Sana
bıraktığım malı, hayırlı yerlere harca... Beş vakit namazını ve diğer
ibadetlerini sakın aksatma, dinde bildirildiği şekliyle tam yap. Çünkü senin
kabre götüreceğin amelinden başka bir şey değildir...”
***
Bugünkü yazımızı Yûnus Emre hazretlerinin şu mısralarıyla
bitirelim:
"Mal
sâhibi, mülk sâhibi,/Hani bunun ilk sâhibi?/Mal da yalan, mülk de yalan,/Var
biraz da sen oyalan!.."