03/01/2026 Cumartesi Köşe yazarı V.T
Kalb ve ruh, cisim değil, cevherdir!..
Eni, boyu ve yüksekliği olan cevhere, yâni
şekil almış maddeye 'cisim' denir.
İbrâhim Reyyâhî hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh âlimidir. 1180
(m. 1766)’da Tunus’un Tesfûr denilen bölgesinde doğdu. 1266 (m. 1850)’de
Tunus’ta vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Kalbin ve ruhun tarifini, îzâh edeceğiz. Evvelâ kalbin ve ruhun
mevcut olduklarını bildirelim. Ruhun varlığı meydandadır. İnsana en mâlûm olan
şey, kendi varlığıdır. Fakat, "ruh madde midir, madde değil midir? Kendi
kendine var mıdır, yoksa başka şey ile mi bulunur?" gibi ve daha başka
sıfatlarını isbât etmek câizdir. Bunun içindir ki, aşağıdaki beş madde
zikredilmektedir. Kalb ve ruh, cevherdir. Yâni kendileri vardır. Her mahlûk, yâ
cevherdir, yâhut ârazdır. Varlıkta kalabilmesi için, başka bir mahlûka muhtaç
değilse, kendi kendine var ise, buna (cevher) denir. Varlıkta başka bir şeye
muhtaç ise, (âraz) veya (sıfat) denir. Madde ve cisim, birer cevherdir. Bir
cismin rengi, kokusu, şekli ise ârazdır, özelliktir. Renk, cisim ile vardır.
Cisim olmazsa, renk olamaz. Cevher, iki türlüdür. Biri (Mücerred), yâni maddî
olmayan varlıktır. Ağırlığı, şekli, rengi ve his organlarına tesîri yoktur.
İkincisi maddedir. Mücerred olan cevher, his organları ile duyulmaz,
parçalanamaz. Akıl ve ruh böyledir. Madde ise, his olunur ve parçalanabilir.
Cisim, maddenin şekil almış hâlidir. Ruhun cevher olduğu birçok şekilde isbât
edilmiştir. En basît yol şöyledir ki, âraz yâni hâssa, bir cevher üzerinde
bulunur. Cevher, ârazı taşımaktadır. His olunan, düşünülen her şeyi ruh
almakta, taşımaktadır. Bunun için kalb ve ruh, cevherdir, âraz değildir. Âraz,
âraz üzerinde de bulunabilir diyerek, meselâ sürat, yâni hız, harekette bulunur
diyerek, bu isbâtı kabul etmeyenler de vardır. Kalb ve ruh, basîttir. (Basît)
demek, parçalanamaz, ayrılamaz demektir. Bunun karşılığı, bileşik yâni
(mürekkeb) olmaktır. Ruhun basît olduğu şöyle anlaşılır ki, basît olduğu
bilinen şeyi, ruh kavramaktadır. Kalb ve ruh, mürekkeb yâni bileşik olsaydı,
parçalanabilseydi, basît olan bir şey bunda yerleşemezdi. Çünkü, ruh
parçalanırsa, bunda yerleşen basît şey de parçalanmak lâzım gelir. Basît olan
şey ise, parçalanamaz. Kalb ve ruh, cism değildir. Eni, boyu ve yüksekliği olan
cevhere, yâni şekil almış maddeye (cisim) denir. Cisimde yerleşen şeylere
cismânî denir. Âraz, yâni özellikler, cisimlerde bulundukları için,
cismânîdirler.