04/05/2026 Pazartesi Köşe yazarı R.A
Birlik ve berâberliğin önemi
5 vakit namaz, Cuma namazı, Hac ibâdeti,
Bayram namazları ve günleri, birlik-berâberlik ve kardeşlik duygularının
pekiştirildiği günlerdir.
Önce
bir suâl soralım: Allahü teâlâ, kullarından ne istemektedir? Îmân
etmelerini, verdiği ni’metlere şükretmelerini, kendisine kulluk etmelerini,
kendi aralarında kardeşçe yaşamalarını, sevişmelerini ve yardımlaşmalarını
istemektedir.
Peygamberlerin
ana hedefleri nelerdir? İster Ülül-azim
Peygamberler, ister Resûller, isterse Nebîler olsun; hepsinin gâyeleri iyi
ferd, iyi âile ve iyi cemiyetler teşkîlidir. Yanî bütün insanların dünyâ ve
âhiret seâdetine kavuşmalarıdır.
Mukaddes
Kitapların [100'ü Suhuf + 4'ü büyük Kitap] ana gâyesi de
insân-ı kâmil meydâna getirmektir.
Dünyâda
râhat ve huzûr içerisinde yaşayabilmek ve âhırette de ebedî seâdete
kavuşabilmek için, Allahü teâlânın ve Peygamberlerinin
emir ve yasaklarına riâyet etmek yanî İslâmiyete uymak lâzımdır.
Zâten mukaddes dînimiz İslâmiyet, “silm” kökünden
gelmektedir; o da “barış” demektir.
Harplerde bile ana gâye barıştır. Bilindiği üzere, İslâm
Târihi boyunca, harplerden önce, Müslümânlar tarafından yapılan üç teklîf
vardır: Gelin Müslümân olun, dîn kardeşi olalım veya cizye
verin, biz de sizlerin cân, mâl ve ırzlarınızı koruyalım; huzûr içerisinde
yaşayalım; yâhut da kılıçlar hakem olsun. Görüldüğü gibi, harplerde bile maksat
öldürmek değil, yaşatmaktır.
Bütün
Peygamberler, emir ve yasaklarında hep 5 şeyin korunmasını gözetmişlerdir: 1-
Dînin, 2- Aklın, 3- Nefsin [canın], 4- Neslin [ırzın, nâmûsun] ve 5- Malın
korunması.
Kardeşi Hâbil’i öldüren, ilk kan döken ve kâtillerin başı olan,
Hazret-i Âdem’in oğlu Kâbil’e her katilden pay ayrılmaktadır. Çünkü
kötü bir çığır açmış, büyük bir bid’at çıkarmıştır. İyi çığır açana da büyük
sevaplar var. [Bu konuda bir hadîs-i şerîf de mevcut.]
Hazret-i
Nûh’un, Hazret-i İbrâhîm’in, Hazret-i Mûsâ’nın, Hazret-i Îsâ’nın ve
nihâyet Sevgili Peygamberimizin, hattâ diğer bütü
Peygamberlerin insanlardan maddî bir arzûları olmuş mudur? Dünyevî bir
maksadları olabilir mi? Şuarâ sûresinde, Peygamberler (5 Peygamber: Hazret-i
Nûh, Hazret-i Hûd, Hazret-i Sâlih, Hazret-i Lût, Hazret-i Şuayb)’den her biri,
kavimlerine: “Ben, sizden, bir ücret istemiyorum; benim
ecrim ancak Allahü teâlâ tarafından verilecektir” demişlerdir.
Buna rağmen, Peygamberlere neler yapıldığını, Peygamberler
Târihi kitaplarında okuyoruz.
İslâmiyet
2 madde hâlinde özetlenmiştir: “Et-Ta’zîmü li-emrillah ve’ş-Şefekatü
li-halkıllah.” Yanî “Allahü teâlânın emirlerine tazîmde bulunmak,
mahlûkâta da şefkat etmek.” Medeniyet de: “ta’mîrul-bilâd
ve terfîhü’l-ıbâd” şeklinde ta’rîf ediliyor. Bunun manâsı
da, “beldeleri
imâr etme, kulları refâha kavuşturma” demektir.
Bütün bu anlatılanlara baktığımızda, cemiyetlerde arzûlanan,
toplumlarda istenen şeyin, “Barış” ve “Huzûr” olduğunu
görüyoruz. İstinâsız bütün insanlar mutlu olmak isterler, [mes’ûd
ve bahtiyâr] bir hayât yaşamak isterler.
5
vakit namaz, Cuma namazı, Hac ibâdeti, Bayram namazları ve günleri, birlik-berâberlik
ve kardeşlik duygularının pekiştirildiği, dargınların-küskünlerin barıştıkları,
yoksulların sevindirildikleri, bütün dirilerin ve ölülerin sevindikleri,
günâhların affedildiği günlerdir.
İşte Allahü teâlânın ve Sevgili Resûlünün istedikleri şekilde,
insanların barış ve huzûr içerisinde yaşamaları lâzımdır.