10/05/2026 Pazar Köşe yazarı S.K
Dinine, tarihine, kültürüne bağlı gençler yetiştirmek...
Bu güzel vatanı; dinine, tarihine, kültürüne
bağlı, asrın teknolojisine sahip, onun da ilerisine geçmiş, iyi yetişmiş
gençler yükseltecektir.
Vatanımızın ve milletimizin geleceğinin güzel olması, millî ve
manevî değerlerine bağlı, ufku geniş, asrın teknolojisine sahip, onun da
ilerisine geçmiş, iyi yetişmiş gençlere bağlıdır.
Çok kıymetli âlim bir zat, öğretmenlik yıllarındaki bir
hatırasını şöyle anlatır:
1959 senesinde Erzincan’da öğretmen idim. Erkek Lisesinde bir
konferans dinledik. Konferansı veren, Sağlık Bakanlığı Sosyal Hizmetler
Akademisi’nden Mithat Enç idi. Zekâ ölçümünü, test usûlünü anlattı ve şöyle
dedi:
“Zekâ ölçmek, test usulünü
kullanmak, ilk olarak Osmanlılarda başladı. Amerikan literatürlerin de
okuduğuma göre, Osmanlı orduları Viyana’ya kadar gelince, Avrupa devletleri çok
korktu. İslamiyet Avrupa’ya yayılıyor, Hıristiyanlık yok oluyor diye şaşkına
döndüler. Osmanlı akınlarını durdurmak için çare aradılar... Bir gece yarısı,
İstanbul’daki İngiliz Sefiri şifre yolladı. Avrupa’ya müjde vermek için sabahı
bekleyemedi:
-Buldum, buldum! Osmanlıların
zaferden zafere ulaşmalarının sebebini ve bunları durdurma çaresini buldum,
diyor ve şöyle anlatıyordu:
-Osmanlılar, aldıkları esirlere
hiç kötülük yapmıyor, kardeş gibi davranıyorlar. Hangi milletten, hangi dinden
olursa olsun, küçük çocukların zekâlarını ölçüyorlar. Keskin zekâlı çocuklar
seçilerek saraydaki (Enderûn) denilen mekteplerde, değerli öğretmenler
tarafından okutuluyor. İslâm bilgileri, İslâm ahlâkı, fen ve kültür dersleri
verilerek kuvvetli, başarılı Müslümanlar olarak yetiştiriliyorlar. Osmanlı
ordularını zaferden zafere ulaştıran değerli kumandanlar ve Sokullular,
Köprülüler gibi seçkin siyaset ve idare adamları hep böyle yetiştirilen keskin
zekâlı çocuklardı. Osmanlı akınlarını durdurmak için bu Enderûn mekteplerini ve
bunların kolları olan medreseleri yıkmak, Müslümanları ilimde, fende geri
bırakmak lâzımdır...”
Mithat Bey’in bu sözleri ve Osmanlı tarihindeki acı ve yürek
yakıcı olaylar gösteriyor ki, İngiliz sefirinin bu teklifi çok doğru görülerek
Avrupa’da İskoç ve Paris Mason locaları harıl harıl çalışmaya başladılar.
Müslümanları aldatmak, medreselerden, mekteplerden, ilim ve fen sahibi din
adamları ve idareciler yetiştirilmesini önlemek için plânlar hazırlandı. Cahil
bırakılan gençler, Avrupa’da İslamiyet’ten uzaklaştırıldı. Zevk ve sefahate
alıştırıldı. Yalancı etiketler, diplomalar verilerek ana vatana gönderilen fen
adamı şeklindeki bu sinsi düşmanlar, memlekete hizmet etmediler; bilakis
memleketin felaketine, yıkılmasına sebep oldular.
Sultan İkinci Abdülhamid Hân bunların karşısına dikilmeseydi,
düşmanların imha plânları Müslümanları tâ o zaman ezecekti.
Görülüyor ki bu güzel vatanı; dinine, tarihine, kültürüne bağlı,
iyi yetişmiş gençler yükseltecektir. Tarihine, kültürüne yabancı, başkalarının
kuklası olanlar değil!
Ahlâkı düzeltip, fenne çok
çalışmak lâzım,
Dîne bağlı, atomla silâhlı er
olmak lâzım!
Din bilgisi, harb gücü, ileri
olmak gerek,
İkisidir ancak, millete huzûr
verecek.