11/05/2026 Pazartesi Köşe yazarı V.T
Pâdişâhın meşhur 'dîvân sohbetleri'nde bulunan zat
Kânûnî Sultan Süleymân Han Ahmed Kuseyrî
hazretlerini İstanbul'a dâvet etti ve çok ikramlarda bulundu...
Ahmed Kuseyrî hazretleri Osmanlı evliyâsındandır. 1549 (H.956)
senesinde Antakya'da vefât etti. Temel din bilgilerini büyük bir velî ve âlim
olan babasından öğrendi. Babası talebeleri huzûrunda ona Halvetî tarîkatından
icâzet verip, hırkasını giydirdi. Sohbetlerine ve derslerine pekçok kimse gelip
istifâde ederdi. Kânûnî Sultan Süleymân Han onu İstanbul'a dâvet etti.
İstanbul'a gidip pâdişâhın meşhûr dîvân sohbetlerinde bulundu. Pâdişâh hürmet
ve ikrâm gösterdi. Rütbeler ve nişanlar verdi. Osmanlı Devletine sadâkati ve
hizmeti ile çok takdir toplamıştır. Türbesinde bir Osmanlı sancağı, sorguç ve
tuğ târihî bir hâtıra olarak durmaktadır.
Kânûnî Sultan Süleymân onu İstanbul'a dâvet edince, hizmetçisi
ile yola çıktı. Hizmetçisine; "Sen benden önce git, konaklayacağımız
hanlarda yer ayırt, ben yetişirim" dedi. Hizmetçi yol boyunca önce gidip
hangi hana vardıysa, Ahmed Kuseyrî hazretlerini orada buluyordu. Hizmetçi onu
yürürken görmediğini, kerâmetiyle uzun mesâfeleri kısa zamanda katettiğini
anlatmıştır.
Bir gün dilenci kılığında birisi tarafından Ahmed Kuseyrî'nin
evinin kapısı çalınır. Kim olduğu sorulunca, Ahmed Kuseyrî'yi görmek istediğini
söyler. Evde olmadığı bildirilince; "Size bir emânetim var" diyerek
bir dağarcık, bir torba ve küçük bir çıkını bırakıp almalarını söyleyerek
ayrılıp gider. Giderken de; "Sonra uğrarım" der. Ahmed Kuseyrî
hazretleri geç vakit eve gelir. Hanımı da kapıya gelen ziyâretçiden ve
bıraktıklarından bahsetmeyi unutur. Gece yarısı mutfaktan sesler işiterek gidip
bakarlar. Bırakılan küçük kaptan kazanlar dolduracak kadar bal taşıyor.
Torbadaki bir avuç darı çuvallar dolduracak kadar artıyor. Çıkından ise çil çil
altınlar taşıp yerlere dökülüyor. Ahmed Kuseyrî; "Nedir bu hâller?"
diye sorunca hanımı şaşkın ve hayretler içinde; "Bilmiyorum" der;
"Bugün bize gelen oldu mu?" diye sorar. Hanımı hatırlayıp; "Evet
bir ihtiyar geldi. Sizi sordu. Sonra uğrarım diyerek bunları bıraktı.
Bereketlenip taşan bu şeyler ona âittir" dedi. Ahmed Kuseyrî hazretleri
bir an düşünüp; "Bu gelen Hızır aleyhisselâm mıydı yoksa?" deyince,
bırakılan kaplardaki artmalar ve taşmalar durdu. Böylece Hızır aleyhisselâmın
bereketine kavuştular.