13/02/2026 Cuma Köşe yazarı A.D
“Siz bu ordu ile nasıl başa çıkabilirsiniz?"
Kanuni Sultan Süleyman Han, Avrupa seferine
çıkmıştı. Belgrat yakınlarındaki bir manastırın yakınında mola verildi!.. Rahip
bir hile düşünüyordu!..
Dinimiz, baştan başa edeptir. Edep, kulun kendisini Cenab-ı
Hakk'ın iradesine tâbi kılması, güzel ahlaklı olmasıdır. Hadis-i şerifte, (Sizin
en iyiniz, ahlakı en güzel olandır) buyuruldu.
Hazret-i Ebu Bekir, "Hayâsız insan, halk içinde çıplak
oturan gibidir" buyurdu.
Hazret-i Ömer, "Edep, ilimden önce gelir" buyurdu. Çok
heybetli olmasına rağmen, edebinden, hayâsından Resulullahın huzurunda çok
yavaş konuşurdu. Peygamber Efendimiz de, bir kimsenin yanında iki diz üzerine
oturur, ona saygı olmak için mübarek bacağını dikip oturmazdı.
İnsanların kusursuz olması veya insanın düşüklüğü, daha ziyade
iffet işinde belli olur. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerimin birçok yerinde,
iffetini muhafaza edenlere, büyük mükafatlar vadetmiş, iffetini muhafaza
etmeyenlere de, Cehennem azabını göstermiş, iffetsizleri, insanı öldüren câni
ile bir tutmuştur. Müminlerin vasfını anlatırken de buyuruyor ki:
(Müminler,
namazlarını huşu içinde kılar, boş, lüzumsuz şeylerden yüz çevirir, zekâtlarını
verir, iffetlerini korur, emanet ve ahidlerine riayet eder.) [Müminun
1-8]
Büyükler, "Edepli ol! Edep insanın başındaki görünmez
taçtır" buyurmuştur.
İffetli kimse, hayâ sahibidir, yani günah işlemeye utanır. Edepli olmanın önemi
büyüktür...
***
Kanuni Sultan Süleyman Han, Haçlı saldırılarına son vermek için
ordusuyla sefere çıkmıştı. Ordu, ağır ağır ilerliyordu. Hava çok sıcak
olduğundan asker susuzluktan kıvranıyordu. Belgrat yakınlarında, mola
verilmişti. Askerler, susuzluklarını gidermek, abdest almak için çeşme
arıyorlardı. Bir manastırın yakınında çeşme bulup, ihtiyaçlarını giderirken, rahip,
birkaç rahibeyi iyice süsleyip, çeşmenin başına gönderdi. Kadınların geldiğini
gören askerler, hemen çeşmenin başından çekilip, sırtlarını döndüler, süslü
kadınlara yan gözle bile bakmadılar...
Bu durumu uzaktan ibretle seyreden rahip, hemen Haçlı kumandanına
şunları yazdı:
“Siz bu ordu ile nasıl başa
çıkabilirsiniz? Bunlar kadına-kıza, mala-mülke önem vermiyorlar. Bütün mal ve
mülklerini feda ederek, Allah yolunda savaşıyorlar. Herkese karşı iyi davranıp,
kimseye zulmetmiyorlar. Siz onlardaki bu özellikleri ortadan kaldırmadan,
onlarla savaşırsanız, canlarınızdan ve mallarınızdan mahrum kalacağınız
açıktır. Kendinizi ölüme atmayınız!..”
Üç kıtada at koşturan bizim ceddimiz işte böyle edepliydi. Onlar
gibi iyi bir Müslüman olmak için güzel ahlaka sahip olmalı, kötü ahlaktan uzak
durmalıyız. Ancak bununla dünya ve ahiret saadeti elde edilir. Güzel ahlakın
da, ilim ve edep öğrenmekle, iyi insanlarla arkadaşlık etmekle elde edileceğini
unutmamalıyız...