13/04/2026 Pazartesi Köşe yazarı O.Ü
Kötü sıfatlar, köpek gibidir
Sual: İnsanda bulunan bazı kötü huylar için köpek gibidir tabirini kullanmak uygun olur mu?
Cevap: Bu
konuda İmâm-ı Gazâlî hazretleri Mişkât-ül-envâr kitabında buyuruyor ki:
“Kalb meleklere mahsus bir evdir. Gadab, şehvet, hased, kibir
gibi kötü sıfatlar, uluyan köpek gibidirler. Köpeklerin bulunduğu yere melekler
girmez. Hadis-i şerifte;
(Köpek
ve resim bulunan eve melekler girmez) buyuruldu. Bu
hadis-i şerifteki evin kalb olduğunu ve köpeğin de, kötü huylar demek olduğunu
söylemiyorum. Açık manalarına inanmakla beraber, yukarıdaki manaları da ilave
ediyorum. Bu sözüm, Ehl-i sünnet vel-cemaati, Bâtıni denilen bidat fırkasından
ayırmaktadır. Bâtıniler açık manaları terk edip, sapık manalar uydurmaktadırlar.
Bir âyetin açık manası, başka âyetlerin açık manalarına uymazsa, o zaman bu
açık manası bırakılıp tevil edilmesi, yani çeşitli manalarından uygun olanın
verilmesi lazım olur. Böyle zaruret olduğu zaman, açık mana vermekte israr
edenlere Hışvî denir. Bunun için, Kur'ânın zâhir ve bâtın manaları vardır
denilmiştir. Hep zâhir manasını veren Hışvî, hep batın manasını veren Bâtınî
olur. Yerine göre, ikisini birleştiren kamil, olgun Müslüman olur.”
Tasavvuf adamının sözünün ahkâm-ı islâmiyeye uygun olmadığını
ancak zâhir ve bâtın ilimlerinde mütehassıs olan anlar. Tasavvuf âlimlerinin
kullandıkları kelimelerin manalarını bilmeyen anlayamaz. Böyle zül-cenâhayn
olmayan İbni Teymiyye ve Abdülvehhab oğlu gibi kimseler, Bâyezîd-i Bistâmî
hazretlerinin; “Sübhânî mâ a'zama şânî” sözünü İslamiyet'e uymuyor sanır.
Muhyiddîn-i Arabî hazretleri, bu sözün manasının kemâl-i tenzîh olduğunu uzun
anlatmaktadır.
İslamiyet'e uymayan kimse, hârikuâde şeyler yapabilir. Bunlara
keramet denmez, İstidrâc denir. Evliya
olarak bilinen birisini görmek için, Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri giderken,
onun karşıdan geldiğini ve kıbleye karşı tükürdüğünü gördü. Geriye dönüp;
“Bu adam, Resûlullah Efendimizin edeblerinden birine uymadı.
Veli olamaz” buyurdu. Sırrî Sekatî hazretleri buyurdu ki:
“Tasavvuf, üç şey demektir: Verâ sahibi olmak ve Kitaba ve
Sünnete uymayan bir şey söylememek ve keramet olarak haram işlememektir.”
Haram işlemeye sebep olana İstidrac denir. Verâ,
şüpheli olanlardan da sakınmak demektir.