14/02/2026 Cumartesi Köşe yazarı V.T
"Bir sıkıntıda kalırsan bizden yardım iste!.."
Abdurrahmân es-Sekkâf'ı sevenlerden biri, bir
yolda yalnız başına giderken, önüne yırtıcı bir hayvan çıkar!..
Abdurrahmân es-Sekkâf hazretleri evliyânın büyüklerindendir.
1338 (H.739) senesinde Arabistan’ın güneyindeki Hadramût’un Terîm şehrinde
doğdu. 1416 (H.819) senesinde Terîm'de vefât etti. Zamânının büyük âlimlerinden
çeşitli ilimleri tahsîl etti. Ârif-i billah Müzâhim Ahmed gibi zâtlardan
tasavvuf ilmini öğrendi. Zamânının büyük âlim ve evliyâları arasına girdi. Çok
kerametleri görüldü.
Abdurrahmân es-Sekkâf'ı sevenlerden biri, bir yolda yalnız
başına giderken, önüne yırtıcı bir hayvan çıktı. Kendisine saldırmak üzere
iken, yolcu sesinin çıktığı kadar bağırarak, Abdurrahmân hazretlerinden yardım
istedi. Bu sırada, kuvvetli ve heybetli bir kimse görünüp hayvanı tuttu. Güçlü
kuvvetli olduğundan hayvan, elinde zor hareket ediyordu. Bu sıkıntıdan kurtulan
kimse, hocasının yanına döndüğü zaman, henüz bir şey söylemeden, hocası;
"Bir sıkıntıda kalırsan, yine bizden yardım iste! Fakat o kadar şiddetle
bağırmana lüzum yok. Hafifçe söylesen, hattâ kalbinden bile geçirsen, Allahü
teâlânın izni ile onu duyar ve yardımına geliriz" buyurdu.
Bir defâsında, bâzı kimseler gemi ile bir yere gidiyorlardı.
Yolcular arasında Abdurrahmân hazretlerinin talebelerinden birkaç kişi de
vardı. Bir ara, geminin tabanından bir yer delindi. Ne yaptılarsa delinen yeri
tıkayamadılar. Vazîfeliler çâresiz kalıp, geminin batmasından korktular.
Onlardaki bu telaşı görüp, vaziyeti anlayan talebeler, hocaları Abdurrahmân bin
Muhammed'den yardım istediler. O esnâda hocalarını gemide gördüler. Ayağını,
gemiye su giren yere koydu. Sonra bir şeyler ile o delik yeri kapadı. Su girmez
oldu. Bu duruma yolcular çok sevindi. Herkes rahatlamıştı. Abdurrahmân
hazretleri, birden gözden kayboldu. O büyük zâtın talebeleri hürmetine,
diğerleri de kurtuldular ve yollarına devâm ettiler...
Bu hâdiseyi işitenlerden bâzıları, onun bu kerâmetini inkâr
ettiler. "Böyle şey olmaz" dediler. İtirâzcılar, bir yolculuğa
çıkmışlardı. Yollarını kaybettiler. Üç gün üç gece dolaştıkları hâlde yollarını
bulamadılar. Ellerinde bulunan yiyecek ve suları da bitmişti. Başlarına gelen
bu sıkıntının, o zâtın kerâmetini inkâr etmekten olduğunu anladılar.
İtirâzlarına tövbe ederek, bu sıkıntıdan kurtulmaları hâlinde o zâtın
hizmetinde bulunmayı adadılar. Tam bu sırada yanlarına, hiç tanımadıkları biri
geldi. Bunlara tâze hurma ve su verdi ve yolu târif edip gitti...