15/06/2026 Pazartesi Köşe yazarı V.T
Allahü teâlânın öyle kulları vardır ki...
"Allahü teâlânın gâib hazînesinde senin
bilmediğin hususlar vardır..."
Şeyh Alâeddîn Harezmî hazretleri büyük velîlerdendir. On üçüncü
ve on dördüncü yüzyıllarda Türkistan’ın batısında Harezm’de yaşadı. Günlerce
oruç tutar, geceler boyunca ibâdet ederdi. On beş sene boyunca sırtını yere
koyarak uyumamıştı. Nice günler geçerdi de ağzına bir lokma koymazdı. Bir parça
kurumuş ekmekle iktifâ ederdi. Hac ibâdetini yapmak üzere gittiği Mekke-i
mükerremede İmâm-ı Yâfiî ile karşılaştı. İmâm-ı Yafiî şöyle naklediyor:
"Minâ'da bulunduğum sırada yanımda bir mikdâr et vardı.
Bizimle birlikte yemesi için Alâeddîn Harezmî'ye ısrâr ettik, yemedi. Ancak
şiddetli ısrârımız karşısında dayanamayıp bizi kırmamak için çok az bir parça
yedi."
Anadolu taraflarına da geldi. İmâm-ı Yâfiî, Şeyh Alâeddîn
Harezmî'nin şöyle naklettiğini bildirdi:
-Anadolu sâhillerinden bir yerde idim. Ramazân-ı şerîf bayramı
erişti. Bayram namazı için Müslümanların köylerinden birisine vardım. Namazı
kıldım, müminlerle bayramlaştıktan sonra kaldığım yere döndüm. Bir de baktım,
kaldığım evde biri namaz kılıyor. Fakat evin kapısı açılmadığı gibi, evin
önündeki kum üzerinde de bir iz yoktu. Bu zât nereden girdi diye kendi kendime
düşündüm. Kapıyı açıp içeri girdikten sonra o kimse feryâd ederek ağladı. Ben kendi
kendime; "Bayram günüdür, bu zâta ne ikrâm edeyim!.." diye
düşünürken, bana yönelip dedi ki: "Ey Alâeddîn! Benim için düşünme. Allahü
teâlânın gâib hazînesinde senin bilmediğin hususlar vardır. Eğer yanında su
varsa getir" dedi. Su getirmek üzere kalktım. İbrikle suyu getirdiğim
zaman o zâtın yanındaki tabakta yiyecek bir şeyler gördüm. Bu kaplarda
ekseriyetle bâdem içi vardı. Tabakları önüne ittim. O zât bâdemi önüme döktü.
Ayağa kalkarak bâdem içinden bir mikdarını bana verdi. Ben o bâdemden az bir kısmını
yedim. O ise bir veya iki bâdem yedi. Bana bu yiyeceklerin hazır oluşu garib
geldi. O zât bana; "Bu hâle şaşma. Allahü teâlânın öyle kulları vardır ki,
nerede olursa olsun her ne dilerse bulurlar" dedi. Bu sözler karşısında
merâkım daha da arttı. Kendi kendime; "Bu zât büyük bir kimsedir. Onunla
kardeş olmayı isteyeyim" dedim. Daha bir şey söylemeden; "Acele etme,
inşâallah yine geleceğim" dedi ve birden kayboldu. Şevval ayının yedinci
gecesi tekrar geldi, benimle kardeşlik akdeyleyip gitti...