17/05/2026 Pazar Köşe yazarı A.U
“Zikir, İslâmiyet'e uymaktır”
Vehb bin Münebbih hazretleri,
Tâbiîn devrinde yetişen tanınmış hadîs âlimidir.
Bu zât anlatıyor:
Îsâ aleyhisselâm, yanında havârîleri olduğu hâlde bir köye
uğradı.
Orada, herkesi ölmüş bir vaziyette görünce;
“Bunlar toplu hâlde öldüklerine göre Allah’ın gazabına
uğramışlar” dedi.
Ve o ölülerden birine;
“Allah’ın
izniyle kalk!” diye seslendi.
Bir ölü dirildi ve;
“Buyurun!” dedi.
Îsâ aleyhisselâm;
“Suçunuz
ne idi ki, bu azâba lâyık oldunuz?” diye sordu.
O mevtâ cevâben;
“Ey Allah’ın nebîsi! Biz dünyâyı, çocuğun annesini sevdiği gibi
sevmiştik. Dünyâlık işlerimiz yolunda olunca sevinir, iyi gitmeyince de
üzülürdük” dedi.
Îsâ nebî sordu:
“Sonra
ne oldu?”
Cevâbında;
“Gece çok iyiydik. Sabah bu hâle geldik” dedi.
● ● ●
Bir gün bu zâta sordular:
“Zikir nedir efendim?”
Onlara cevâben;
“Zikir,
İslâmiyete uymaktır” buyurdu.
Ve açıkladı:
“Yâni
İslâmiyet'e tam uyan bir kimsenin her hareketi zikirdir. Eğer böyle değilse,
eline tesbîh alıp da binlerce defâ 'Allah, Allah, Allah' dese, zikretmiş
sayılmaz.”