17/06/2026 Çarşamba Köşe yazarı V.T
Dergâha ayakkabıyla girmek isteyen küstah İngiliz subayı!
Bir İngiliz subayı Hâce Mahdûm Sâbir
hazretlerinin dergâhına geldi ve ayakkabılarıyla içeri girmek istedi.
Hâce Mahdûm Sâbir hazretleri büyük velîlerdendir. 1196
(H.592)'da Afganistan’da Hirat'ta doğdu. İlk tahsilinden sonra Hindistan’a
giderek Ferîdüddîn-i Genc-i Şeker hazretlerine intisab etti. Onun sohbetlerinde
kemale gelince hocası ona icazet vererek Kalyâr'a (Gvâliyar) gönderdi.1291 (H.690)
senesinde orada vefât etti...
Hâce Mahdûm Sâbir'in vefâtından bir zaman sonra çeşitli
hâdiseler meydana geldi. Bu esnâda Hâce Mahdûm Sâbir'in kabri bir müddet
kayboldu. Yeri belli olmayacak hâle geldi. Bir gün bir kâfir, oradan geçerken,
bir aydınlık gördü. Orası çok parlak görünüyor, hayvanlar bile o yere saygı
gösteriyordu. Mezar kalıntılarından oranın, bir Müslüman mezarı olduğunu
anladı. İslâmiyete olan düşmanlığının fazlalığı sebebiyle, hemen elindeki demir
çubukla, orada bulunan son kalıntıları da dağıtmak için hücûma geçti. Tam o
esnâda, pencere gibi bir şey gördü. İçeride ne var diye bakmak için pencereden
başını soktuğunda, boynunu tekrar dışarı çıkaramadı ve orada öldü...
Hâce Mahdûm Sâbir o gece, kendisini tanıyan ve sevenlerden
bâzılarına rüyâda görünüp; "Burada bir köpek var! Ondan rahatsız oluyorum.
Onu buradan uzaklaştırın!" buyurdu. Gidip baktılar. Orada kafası yere
gömülü biri vardı. Çıkardıklarında, o kâfirin yüzünün köpek yüzü gibi olduğunu
gördüler...
Bundan sonra, Mahdûm Sâbir'in kabri üzerine mükemmel bir türbe
yapıldı. Bu muazzam türbe üzerine inip çıkan kırmızı bir nûru, uzun zaman
herkes gördü.
1857 senesinde Hindistan'da bulunan bir İngiliz subayı Hâce
Mahdûm Sâbir hazretlerinin dergâhına geldi. Yanında adamları ve polisler vardı.
Ayakkabılarıyla dergâha girmek istedi. Hizmetçi Mansab Ali Han kendisini
durdurarak; "Burası Müslümanların mübârek velîlerinden birisi olan
Alâeddîn-i Sâbir'in kabridir. Lütfen ayakkabılarınızı çıkarın" dedi.
İngiliz subayı sinirinden kıpkırmızı oldu. Aynı anda İngiliz subayı, midesini
tutarak inlemeye başladı. Ağrısı gittikçe artıyordu. Adamlarına dönerek; "Burası
kimin yeridir?" dedi. Onlar da; "Burası, Mahdûm Alâeddîn-i Sâbir'in
dergâhıdır" dediler. İngiliz subayı yakaladıkları Müslümanların serbest
bırakılmasını emrederek; "Görünüşe bakılırsa bu zâtı incittik. Beni
Ruurhi"ye (Kalyâr'dan 5 mil mesâfede bir şehir) götürün" dedi. Oradan
ayrıldılar. Fakat İngiliz subayı yolda öldü.