18/05/2026 Pazartesi Köşe yazarı R.A
Fitne ve fesat çıkarmak harâmdır
Fitne; ayrılık, karışıklık, kargaşa, insanı
hak ve hakîkatten saptıracak şey; Fesâd da, Bozukluk, karışıklık, fitne,
anarşi, ma’nâlarında kullanılan bir terimdir.
Allahü teâlâ, fitnenin kötülüğünü Kur'ân-ı Kerîm'de meâlen şöyle
beyân buyurmaktadır: "Fitne, adam öldürmekten daha
beterdir." (Bakara sûresi, 191)
Enfâl sûresinde de meâlen şöyle buyurulmuştur: “Bir
de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sâdece zulmedenlere erişmekle
kalmaz, (umûma sirâyet ve hepsini perişân eder). Biliniz ki, Allah'ın azâbı
şiddetlidir.” (Enfâl, 25)
“Fitne”; “ayrılık, karışıklık, kargaşa, insanı hak ve hakîkatten
saptıracak şey”; diğer bir ifâde ile “insanları
ayrılığa, belâya düşürmek, Müslümânlar arasında bölücülük yapmak, onları
sıkıntıya, zarara, günâha sokmak, insanları isyâna kışkırtmak” demektir.
“Fesâd” da, “Bozukluk,
karışıklık, fitne, anarşi” ma’nâlarında kullanılan bir
terimdir. Allahü teâlâ, Mâide sûresinin 33. âyet-i kerîmesinde fesâd
çıkaranların mes’ûliyetlerini ve cezâlarını beyân buyurmuştur.
Peygamber Efendimiz buyurmuştur ki:
"Fitne
çıkarmayınız! Söz ile çıkarılan fitne, kılıç ile olan fitne gibidir. Zâlimlere,
fâcirlere, milleti çekiştirmekten, yalan ve iftirâ söylemekten hâsıl olan
fitne, kılıç ile yapılan fitneden daha zararlıdır.”
"Fitne
zamanında, Müslümânlara ve onların reîslerine tâbi olunuz. Hakk yolda olan
yoksa, fitneciler, isyâncılar arasına karışmayınız! Ölünceye kadar fitneye
katılmayınız."
Kardeşçe yaşamaları îcâb eden Müslümânları, çeşitli sebeplerle,
hîle ve desîselerle biribirlerine düşürüp, kânûnlara ve nizâmlara karşı isyâna
teşvîk edenler, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerde belirtilen
fitne çıkarma vebâlini yüklenmiş olurlar.
Bilerek veya bilmeyerek fitne çıkmasına sebep olanlar, insanlar
arasında bölücülüğe, sıkıntıya, kânûnlara karşı saygısızlığa ve en önemlisi
dînî emirleri yerine getirmeyerek inançların zayıflamasına veya yanlış tatbîk
edilmesine sebep olanlar için Peygamber Efendimiz (aleyhisselâm) "Fitne
uykudadır, onu uyandırana Allah lanet etsin" buyurmuştur.
Cemiyetteki insanlar arasında fitne çıkarıldığı zaman, millî ve
manevî bütünlük ortadan kalkar. Bunun neticesinde de insanlar kamplara
bölünürler. O hâle gelirler ki, kardeş kardeşe, baba evlâda düşmân olur. Bu hâl
devletin sarsılmasına da sebeb olur. İşte asrımızda bunu aynel-yakîn görüyoruz.
Dış güçlerin taşeronluğunu bırakmak lâzım. “Bir
fincân acı kahvenin kırk yıl hâtırı sayılır” demişlerdir.
Devletin, hükûmetin, diğer resmî kurumların yaptıkları bunca hizmetin,
yatırımın hiç hâtırı yok mu? Bu kadar vefâsızlık olur mu? Ayıp değil mi? Haydi
Müslümânlıktaki emirleri, millî ve ma’nevî değerleri bir tarafa bıraktık
diyelim, insanlık da mı yok bu insanlarda?
El-hamdülillah
ki halkımız şuûrlu, basîretli, iz’ân ve idrâk sâhibi, tahrîklere kapılmıyor.
Daha önce bu oyunlar çok denendi: Sağcı-solcu, Alevî-Sünnî, Türk-Kürt,
laik-antilaik diye milleti bölüp parçalamak istediler, ama çok şükür ki, hâin
emellerine ulaşamadılar.