20/02/2026 Cuma Köşe yazarı V.T
"Sana ne oldu ki böyle üzgünsün hanım?.."
Ebû Müslim Havlânî bir gün eve geldiğinde
hanımını suratı asık, üzgün bir hâlde bulur!
Ebû Müslim Havlânî hazretleri, Tâbiînin büyüklerindendir. Doğum
târihi bilinmemektedir. Aslen Yemen'de Havlan köyündendir. 681 (H.62) senesinde
Şam'da vefât etti. Peygamber Efendimiz hayatta iken Müslüman oldu. Resûlullah'ı
sallallahü aleyhi ve sellem görmek için Medîne'ye gitmek üzere yola çıkmıştı.
Yolda iken Peygamber efendimizin vefât ettiğini haber aldı. Bunun üzerine geri
döndü...
Hazreti Ömer, Muaz bin Cebel, Ebû Ubeyde bin Cerrah, Ubâde bin
Sâmit, Ebû Zer ve diğer tanınmış sahâbîlerden (radıyallahü anhüm) hadîs-i şerîf
rivâyet etti...
Ebû Müslim hazretleri, mescidden evine döndüğü zaman evine
yaklaşınca; "Allahü ekber" diyerek geldiğini haber verirdi. İçeriden
hanımı da aynı şekilde söylerdi. İçeri girince selam verir, hanımı karşılar,
sonra da sofra hazırlardı...
Bir gün gene aynı şekilde tekbir getirerek evinin kapısına
geldi. Fakat içeriden hiç cevap gelmedi. İçeri girince hanımı karşılamadı.
Lamba yakılmamıştı. Hanımı suratı asık bir hâlde bir köşeye oturmuştu.
"Sana ne oldu ki böyle üzgün bir hâldesin?" deyince, hanımı;
"Sen devlet adamları tarafından sevilen sayılan birisisin. Hâlbuki bizim
dünyalığımız yok! Eğer onlardan istesen sana çok mal ve para verirler"
dedi. Bunun üzerine üzülüp; "Allah'ım hanımın ihlasını bozup fikrini kim
karıştırdı ise, gözlerini kör et!" dedi. Nitekim o gün hanımının yanına
bir kadın gelmişti ve ona; "Senin kocan halîfe tarafından sevilen
birisidir. Kocana söylesen sizin için halîfeden dünyalık ister o da verir ve
rahat edersiniz" demişti...
Bu sözleri söyleyip giden kadın o gece evinde otururken âniden
"lambayı neden söndürdünüz?" dedi. Yanında bulunanlar; "Hayır
söndürmedik. Lamba yanıyor" dediler. Kadın gözlerinin âmâ olduğunun
farkına vardı. O gün Ebû Müslim Havlânî hazretlerinin hanımının kafasını
karıştırdığını bu sebeple o mübârek zâtı üzdüğünü anladı. Hatâsını anlar
anlamaz Ebû Müslim Havlânî hazretlerinin kapısına gitti. Ağlayarak özür diledi
ve gözlerinin açılması için duâ etmesini yalvararak istedi.
O mübarek zat da özrünü kabul edip affetti ve gözlerinin yeniden
görmesi için duâ etti. O anda kadının gözleri görmeye başladı.