21/05/2026 Perşembe Köşe yazarı V.T
"Konuşmak gümüş ise susmak altındır..."
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
"Allahü teâlâya ve âhiret gününe inanan ya hayır söylesin yâhut
sussun."
Raûfî Ahmed Efendi İstanbul'da yetişen evliyânın
büyüklerinden ve seyyiddir. 1653 (H.1063) senesinde İstanbul'da doğdu. Asrının
büyük âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri öğrendi. İlim tahsîlini tamamladıktan
sonra müderrisliğine tâyin edildi. Sonra bir dergâhın şeyhi olan Ali Efendi ile
karşılaşıp, ona talebe oldu. İcazet aldıktan sonra, talebe yetiştirmeye
başladı. Sultan Üçüncü Osman kendisini sık sık ziyâret edip duâsını alırdı.
1757 (H.1171) senesinde Üsküdar'da vefât etti. Sohbetlerinde büyüklerden
nakille buyururdu ki:
Câbir radıyallahü anhın bildirdiği hadîs-i şerîfte
buyruldu ki: "Zikrin en fazîletlisi lâ ilâhe illallahdır." Bâzı
âlimler, en fazîletli zikrin Lâ ilâhe illallah olduğunu gösteren Kur'ân-ı
kerîmden yetmiş âyet-i kerîme bildirdiler. Çünkü bu mübârek sözde Allahü
teâlânın birliği, ilâhlığın Allahü teâlâya mahsus olduğu, O'ndan başkasının
ilâh olamayacağı isbat edilmektedir. Îmân, bunun mânâsına inanmakla olur. Bu
husûsiyetler, başka kelimelerde ve başka zikirlerde yoktur. Ebü'l-Fadl Cevherî
şöyle bildirir: Cennet ehli Cennet'e girdiklerinde, Cennet nehirlerinin,
ağaçlarının ve Cennet içindeki şeylerin hepsinin, 'lâ ilâhe illallah'
dediklerini işitirler. Onların bâzısı bâzısına, bu kelimeden biz dünyâda iken
gâfildik, derler. Mûsâ aleyhisselâm; "Yâ Rabbî! Bana bir kelime öğret ki,
seni onunla anayım, yâhut onunla sana duâ edeyim" dedi. Allahü teâlâ;
"Ey Mûsâ! Lâ ilâhe illallah de" buyurdu. Mûsâ aleyhisselâm; "Yâ
Rabbî! Bu kelimeyi bütün kulların söylüyor. Ben bana mahsus bir şey
istiyorum" dedi. Allahü teâlâ; "Ey Mûsâ! Yedi kat gökler, yedi kat
yerler, bir kefeye konsa, lâ ilâhe illallah mübârek sözü bir kefeye konsa bu
daha ağır gelir" buyurdu.
Bu mübarek zat, çok konuşmasını, lüzumsuz söz
söylemesini sevmezdi. Bu hususla ilgili olarak şunları naklederdi: Peygamber
efendimiz buyurdu ki:
"Susmak hikmettir. Onu yapan azdır. Hikmet
insanı cehâletten ve sefâhatten koruyan faydalı bir şeydir."
İmâm-ı Gazâlî; "Susmaya yapış. Zarûret mikdârı
hâriç" buyurdu.
Hazreti Ebû Bekr kendisini konuşmaktan menetmesi için
ağzına taş koyardı. Dilin tehlikesi büyüktür. Âfeti çoktur. Susmakla bunlardan
kurtulunur.
Denilmiştir ki: "Dilin kendisi küçüktür. Fakat
yaptığı cürmü büyüktür ve çoktur."
Lokman Hakim oğluna dedi ki: "Konuşmak gümüş ise
susmak altındır."
Hadîs-i şerîfte; "Allahü teâlâya ve âhiret
gününe inanan ya hayır söylesin yâhut sussun" buyruldu.