26/05/2026 Salı Köşe yazarı R.A
Kurbân ibâdeti hakkında
Kurbân ibâdeti, dünyâya gönderilen ilk insan
ve aynı zamanda ilk Peygamber olan Hazreti Âdem’den beri bilinen ve yapılagelen
bir ibâdettir.
Kurbân
nisâbına mâlik olan ve gerekli diğer şartları taşıyan [ya’nî âkıl, bâliğ,
mukîm, hür olan zengin] bir Müslümânın kurbân kesmesi vâciptir; zarûretsiz
kurbân kesmemek günâhtır. “Kurbân”, “davar [koyun, anası gibi
gösterişli 6 aylık kuzu ve keçi], sığır [inek, dana, öküz,
boğa, manda] veya deveyi, Kurbân Bayramının ilk
üç gününde [Şâfiî mezhebinde 4. günde de kesmek câizdir], kurbân niyeti ile
kesmek” demektir.
Hâli-vakti yerinde olan ve Allahü teâlânın emrine uyarak kurbân
kesen, kendisini Cehennemden âzâd etmiş olur. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Sevâp
umarak kurbân kesen, Cehennemden korunur.” [Taberânî]
İki hadîs-i şerîfte de: “Hasîslerin [cimrilerin] en kötüsü, (kesmesi
vâcib olduğu hâlde) kurbân kesmeyendir”, “Hâli vakti yerinde
olup da kurbân kesmeyen, namaz kıldığımız yere gelmesin” [Hâkim]
buyurulmuştur.
Son İlâhî kitap olan Kur’ân-ı kerîmde, Hac
sûresinin 34. âyet-i kerîmesinde meâlen şöyle buyurulmuştur:
“Her
ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbânlık hayvânların
üzerlerine O’nun adını anarak kurbân kesmeyi meşrû’ kıldık...”
Kur’ân-ı kerîmde kurbân muhtelif yönleriyle beyân buyurulmaktadır.
Meselâ Bakara 196; Mâide 2, 95, 97 ve Fetih 25’te hacda
kesilen kurbânlar; Mâide sûresinin 27. âyetinde, Âdem
aleyhisselâmın 2 oğlunun kestikleri kurbân, 103. âyetinde
ise adak
kurbânı; Hac suresinin 36-37. âyetlerinde umûmî
olarak kurbân ibâdeti; Sâffât suresinin 102-107.
âyetlerinde de Hazret-i İbrâhîm (aleyhisselâm)’ın kestiği
kurbân zikrolunmuştur.
Kevser
sûresinde ise, Peygamber Efendimize farz olan, fakat (Hanefî
mezhebine göre) ümmetinden zengin olanlara vâcip kılınan, (Mâlikî,
Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise sünnet-i müekkede olan) kurbân beyân
buyurulmaktadır.
Kurbân konusunda, Peygamber Efendimizin de birçok hadîs-i
şerîfleri vardır. İslâm âlimleri de, kurbân hakkında çok değerli bilgiler
vermişlerdir.
Hadîs-i
şerîflerde buyurulmuştur ki:
“Kurbân
bayramında yapılan amellerden, Allahü teâlâ katında, kurbân kesmekten daha
kıymetlisi yoktur. Daha kanı yere düşmeden, Allahü teâlâ, onu muhâfaza eder.
Onunla nefsinizi tezkiye edin, onu seve seve kesin.” [Tirmizî]
“Kurbânlarınızı
gönül hoşluğu ile kesin! Çünkü hiçbir Müslümân yoktur ki, kurbânını kıbleye
döndürüp kessin de, bunun kanı, boynuzu, yünü, her şeyi kıyâmette kendi
mîzânına konan sevâbı olmasın.” [Deylemî]
“Kurbânın
postunun her kılına ve her parçasına bir sevâp vardır.” [Hâkim]
“Yâ
Fâtıma, kurbânının yanına git! Kesilirken orada bulun! Yere akacak ilk kan
damlası ile, geçmiş günâhların affedilir.” [İbn-i
Hibbân]
“Kurbânın
derisindeki her tüy sayısınca size sevâp vardır. Kanının her damlası kadar
mükâfât vardır. O sizin mîzânınıza konacaktır. Müjdeler olsun.” [İbn-i
Mâce]
Kurbân hayvânını fakîrlere veya hayır ve yardım cemiyetlerine
diri olarak sadaka vermek kurbân olmaz. Hadîs-i şerîflerde, açıkça beyân
edildiği gibi, kurbânlık hayvânı kesmek, kanını akıtmak şarttır.