Orucun sosyal faydaları

21/03/2023 Salı Köşe yazarı R.A

İslâmın beş şartından biri ve kıymetli bir ibâdet olan orucun, fert bakımından pek çok faydaları yanında, toplumun huzûruna sağladığı çok önemli faydaları da vardır.

Oruç, insanın şefkat ve merhamet duygularını geliştirerek bunun topluma sevgi ve yardım şeklinde aksetmesini, yansımasını sağlar.

Hayâtında açlık nedir bilmeyen bir insan, yoksulların çektiği açlık ve sıkıntıyı gerektiği şekilde anlayamaz. “Bir eli yağda, bir eli balda” olan varlıklı bir kimse, yoksulların çektikleri ızdırapları, yüreğinde gereği gibi duyamaz.

Fakat oruç tutan kimse, açlığın ne demek olduğunu bizzât tatmış olduğundan, yokluk içinde kıvranan fakîrlerin, kimsesizlerin çektikleri sıkıntıları, içinde duyarak kendisindeki şefkat ve acıma duyguları gelişir. Bunun sonucu olarak da, fakîrlere yardım elini uzatarak sıkıntılarını giderir, toplumun huzûr ve mutluluğuna katkıda bulunur.

Dînimiz, bütün müslümânları, tek bir vücut gibi kabûl etmiş, Müslümânların birbirlerinin dertleri ile ilgilenmelerini istemiştir.

Peygamberimizin, “Yanıbaşında komşusu aç olduğu hâlde tok yaşayan, kâmil mü'min değildir” meâlindeki, anlamındaki hadîs-i şerîfi, konunun önemini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bizim için en güzel örnek olan sevgili Peygamberimiz, insanların en cömerdi idi. Ramazân ayında ise, cömertliği zirveye çıkar, doruk noktasına ulaşır, elinde ne varsa yoksullara dağıtırdı.

Peygamberimizin mübârek hanımı Hazret-i Âişe annemiz (radıyallahü anhâ) diyor ki: “Allahü teâlânın Resûlü, üç gün peş peşe karnını doyurmamıştır; isteseydi doyururdu. Lâkin o, yoksulları doyurup kendisi aç kalmayı tercîh ederdi.”

Onun ahlâk ve fazîlet dolu yaşayışını örnek alan Müslümânlar da, aynı davranışları sergilemek durumundadırlar.

Hazret-i Ömer'in (radıyallahü anh) halîfeliği zamanında, dokuz ay süren bir kıtlık olmuştu. Halîfe"ihtiyaç sahipleri bize gelsin" diye halka duyuru yapmış; kendisi ise, Müslümânlar bolluğa kavuşuncaya kadar, ekmekle beraber zeytin yağından başka katık yemeyeceğine yemîn etmişti ve yemînini de yerine getirdi.

 

ORUCUN HİKMETLERİ 

 

İbâdetlerin bir illeti, yani  âyet, hadîs, icmâ gibi bir delîli, bir de hikmeti vardır. Bir ibâdeti yaparken, illetini bilmek lâzım; fakat, hikmetini bilmek lâzım değildir. Çünkü ibâdetlerin hikmetleri açık olarak bildirilmemiştir. İbâdetlerde, henüz tespit edilemeyen pek çok hikmet mevcuttur. Fakat tespit edilen hikmetlerini de bilmekte zarar değil, fayda vardır. Bu, bir Müslümânın hayrânlık duyup o ibâdeti seve seve yapmasına, yakîn sâhibi olmasına sebep olur. İslâmiyeti bilmeyenlere de, hikmetini, faydasını anlatmak, dîni sevdirmeğe vesîle olur. Ancak hikmetler ile çok fazla uğraşmak da zararlıdır. Zîrâ, hikmetlerle çok uğraşılırsa, insan, Allahın emri olduğundan dolayı değil, hikmeti, faydası için yapmaya kayabilir. Bunun için, bir mü'min, ibâdetlerini, Cenâb-ı Hak emrettiği için yerine getirmelidir. İbâdetlerde esâs olan budur.