"Fakirliği sevmek çetin bir imtihandır!.."

30/03/2023 Perşembe Köşe yazarı V.T

"Sâdık ve samîmî bir sûfînin alâmeti; aziz iken zelil, zengin iken fakir, meşhûr iken meçhûl olmasıdır."

 

Muhammed bin İbrâhim Bağdâdî hazretleri kelâm, fıkıh, tefsîr, hadîs âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. Bağdât'ta doğdu. Bağdât'taki âlimlerden ilim tahsîl etti. Kelâm, fıkıh, tefsîr, hadîs ve kırâat ilimlerinde yüksek âlim oldu. Sırrî-yi Sekatî ile başka velîlerin sohbetlerinde bulundu. Onlardan ilim ve mârifet aldı. Büyük velî Hâris-i Muhâsibî'nin sohbetlerinde bulunup, talebesi oldu. Uzun müddet onun hizmetinde bulunup tasavvuf yolunda ilerledi. 901 (H.289) senesinde Bağdât'ta vefât etti.

Bağdât'ta Ressâfe isimli mescidde vaaz ederdi. Bu vâzlarından birisinde buyurdu ki:

Allahü teâlâ meâlen; "Câhillerden yüz çevir." (A'râf sûresi: 199) buyuruyor. Nefs, câhillerin en câhilidir. O hâlde ondan daha fazla yüz çevirmelidir.

Fakirliği sevmek çetin bir imtihandır. Buna sıddıklardan başkası sabredemez. Ne zaman yoksul bir hâlde bulunursam kendi kendime; "Bu yoksulluk hâli sana kimden geldi?" derim. Sonra düşünür hiçbir kimseye bu yoksulluk hâlinin benden daha çok yaraşmadığını görürüm. O zaman onu hoşça kabullenir, berâber olurum.

"Sâdık ve samîmî bir sûfînin alâmeti; aziz iken zelil, zengin iken fakir, meşhûr iken meçhûl olmasıdır."
Talebelerinden birine nasîhat ederek buyurdu ki: "Allahü teâlâ sana hayır yollarından birini açarsa, sen o yolda gayretle devâm et. Ama o nîmeti sana ihsân edeni ve o nîmete kavuşmana vesîle olanları da unutma. O nîmete kavuştuğun için büyüklenme. Senin yapacağın şey, buna kavuşturana şükretmendir. Eğer şükretmezsen, o nîmet, elinden alınır. İhsân edeni üzmüş olursun. Eğer şükredersen, sana daha hayırlı yollar, daha güzel nîmetler ihsân edilir. Nitekim Allahü teâlâ, İbrâhim sûresi 7. âyetinde meâlen; (Eğer şükrederseniz elbette size nîmetimi arttırırım ve eğer nankörlük ederseniz, haberiniz olsun, gerçekten azâbım çok şiddetlidir) buyuruyor."

Nasîhat isteyen birisine buyurdu ki: "Nefsin, senden selâmet bulursa, onun hakkını vermiş olursun. Halk selâmette kalırsa onların haklarını ödemiş olursun. Yâni haklar iki türlüdür. Biri nefsinin üzerindeki hakkı, ikincisi halkın üzerindeki hakkıdır. Nefsini günahtan meneder ve âhiretteki selâmetini talep edersen, hakkını îfâ etmiş olursun. Halk senin kötülüğünden emin olur, sen de onlar için kötülük istemezsen, haklarını edâ etmiş olursun. Kötülüğünün sana da halka da zarar vermemesi için çalış. İşte bunun için Hakk'ın hakkını ödemek ile meşgul ol. En iyi bilen Allahü teâlâdır."