04/02/2026 Çarşamba Köşe yazarı V.T
"Allah adamlarının anıldığı yere rahmet-i ilâhî yağar..."
İmâm-ı Yâfiî hazretleri, Abdülkâdir-i Geylânî
hazretlerinin hâl ve kerâmetlerinden çok anlatırdı...
İmâm-ı Yâfiî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimlerinden ve
evliyâdandır. 1298 (H.698) senesinde Yemen’in Aden şehrinde doğdu, 1367
(H.768)'de Mekke'de vefât etti. Yemen'de ilk tahsilinden sonra Mekke-i
mükerremeye gitti. Şeyh Ali et-Tavâşî ile görüşüp ilimde ve tasavvufta yüksek
derece sâhibi oldu. Tarîkat silsilesi birkaç koldan Abdülkâdir-i Geylânî
hazretlerine ulaşır. Mekke-i mükerremeye yerleşip evlendi ve başka âlimlerin
derslerini dinledi...
İmâm-ı Yâfiî hazretleri sohbetlerinde evliyâullahın hâllerinden
bahseder ve "Allah adamlarının anıldığı yere rahmet-i ilâhî yağar"
hadîs-i şerîfi gereğince hareket ederdi. Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin hâl
ve kerâmetlerinden çok anlatırdı.
Bu mübarek zat, bir sohbetinde buyurdu ki: "Allahü teâlânın
yardımı ile derim ki, evliyâda kerâmetlerin zuhûru, meydana gelmesi, aklen câiz
ve naklen vâkidir. Aklen câiz olması: Allahü teâlâ her şeye kâdirdir. Kerâmetler
de, mucizeler kâbilinden mümkün olan şeylerdir. Ehl-i sünnet ve cemâat âlimleri
eserlerinde böyle olduğunu bildirmişlerdir. Bu, Şarkta, Garbda, Arab diyârı
olsun, Acem diyârı olsun, her tarafta böyledir. Kerâmetlerin vukûu naklen
sâbittir; bu husus, Kur'ân-ı kerîmde, hadîs-i şerîflerde ve haberlerde
bildirilmiştir.
Kur'ân-ı kerîmde, Âl-i İmrân sûresi otuz yedinci âyetinde
hazret-i Meryem hakkında meâlen; "Bunun üzerine Rabbi, Meryem'i güzel bir
kabûl ile kabûl buyurdu ve onu iyi bir şekilde yetiştirdi. Zekeriyyâ Peygamberi
de ona kefîl (himâyesine me'mur) kıldı. Zekeriyyâ ne zaman Meryem'in bulunduğu
mihrâba girdiyse, onun yanında bir yiyecek buldu. 'Ey Meryem! Bu sana nereden
geliyor?' dedi. O da; 'Bu, Allah tarafından gönderiliyor. Şüphe yok ki, Allah dilediğini
hesapsız olarak rızıklandırır' dedi" buyrulmuştur.
Zekeriyyâ aleyhisselâm, yazın hazret-i Meryem'in yanında kış
meyvesi, kışın da yaz meyvesi buluyordu. Yine Kur'ân-ı kerîmde, Meryem sûresi
yirmi beşinci âyetinde hazret-i Meryem hakkında meâlen; (Hurmanın da dalını
kendine doğru silkele, üzerine devşirilmiş tâze hurmalar dökülsün)
buyrulmuştur. Bu tâze hurma, zamânının dışında oluyordu.
Yine Mûsâ aleyhisselâmın annesine, oğlu Mûsâ'yı Nil Nehri'ne bir
sepet içinde bırakması ilhâm olunmuştur... Ayrıca Eshâb-ı Kehf'in (radıyallahü
anhüm) kıssası, köpeğin onlarla konuşması gibi hayret verici hâdiseler ve daha
başkaları, kerâmetlerin naklen delilidir. Bütün buraya kadar zikredilenler,
peygamber değil velîlerdendir."