04/06/2026 Perşembe Köşe yazarı V.T
Fıkıh ve tasavvuf ilmi hakîkate kavuşturur...
Şihâbüddîn Zerrûk hazretleri: "Fıkıh ile
tasavvufun her ikisinden de pay almalıdır."
Şihâbüddîn Zerrûk hazretleri Mâlikî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük
velîlerdendir 1442 (H.846) senesinde Fas'ta doğdu. 1493 (H.899) senesinde
Libya’da Tekrîn nâhiyesinde vefât etti. İlim öğrenmek için Mısır'a ve Medîne'ye
seyahat yaptı. Kâhire'de bir müddet ikâmet etti. Çok kerâmeti görülen evliyâ ve
âlim bir zât idi. Çok sayıda talebe yetiştirdi.
Bu mübarek zat buyurdu ki:
"Hakka kavuşmak için, yeryüzünün doğusunu ve batısını gezip
dolaştım. Allahü teâlânın rızâsına ermek için, nefsin terbiyesinde bilinen her
sebebe yapıştım. Mümkün olan her yola başvurdum. Allahü teâlânın rızâsına
kavuşmak için her neye sarıldıysam, beni Allahü teâlâdan uzaklaştırdı. Nihâyet
her hususta Allahü teâlâya sığındım. Sonunda gördüm ki; sebeplere güvenmemek,
mutlak olarak Allahü teâlâya teslim olmak lâzımdır."
Tasavvuf sarhoşluğu ile söylenen sözler hakkında bir soru
sorulduğunda buyurdu ki: "Vecd ve hâl sâhipleri kendilerinden geçip
şuurlarını kaybederlerse, sözlerinde ve işlerinde mazur olurlar. Fakat bu
tasavvuf sarhoşluğu kendiliğinden olmayıp, akılları başlarında ise şuurları
yerinde ise, mazur olmazlar ve günaha girerler. Şuursuz oldukları zaman,
ibâdetleri kaçırmaları günah olmaz ise de, akılları başlarına gelince,
kaçırdıkları ibâdetleri hemen kazâ etmeleri lâzımdır. Çünkü bu şuursuzluğa,
akıllarının başlarından gitmesine kendileri sebep olmuştur. Böyle tasavvuf
sarhoşlarının, dîne uymayan sözlerine ve işlerine başkalarının uymaları câiz
değildir. Kendileri günaha girmezlerse de bunlara uyanlar günaha
girerler."
Bir sohbeti esnâsında ilimler hakkında şöyle buyurdu:
"Akâid ilmi ile imân bilgileri, fıkıh ilmi ile dînin emir ve yasakları
öğrenilir. Tasavvuf ilmi ile ise, kalbi kötü düşüncelerden temizleyerek ihsan
mertebesine kavuşulur. İhsân, Allahü teâlâyı görür gibi ibâdet etmektir. İmân
bilgileri öğrenildikten sonra, önce fıkıh bilgileri öğrenilir. Bununla iktifâ
edip, mânevî hâllerden ve ilimlerden mahrum kalınmaz. Bunun için kalbi kötü
düşüncelerden kurtaracak ve temizleyecek tasavvuf bilgileri öğrenilir. Fıkıh
ile tasavvufun her ikisinden de pay almalıdır. İmâm-ı Mâlik "Fıkıh
öğrenmeyip, tasavvuf ile uğraşan dinden çıkar. Zındık olur. Fıkıh öğrenip,
tasavvuftan haberi olmayan bidat sâhibi yâni sapık olur. Her ikisini edinen
hakîkate varır" buyurdu.