05/03/2026 Perşembe Köşe yazarı V.T
"Ey Allah'ın velî kulu bana şefâat et!.."
Dileği veren ve kendisinden istenilen, yalnız
Allahü teâlâdır. Velî, yalnız vesîledir, sebeptir.
Abdülhakîm-i Siyalkûtî hazretleri Hindistan'da yetişen büyük
velîlerden olup İmam-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî hazretlerinin talebesi
idi. 1657 (H.1067) senesinde Siyalkût şehrinde vefât etti.
Bir sohbet esnâsında Abdülhakîm-i Siyalkûtî hazretlerine
talebelerinden biri kabir ziyâreti hakkında bir soru sorunca buyurdu ki:
Çok kimse kabir ehlinden istifâde edildiğine inanmıyor.
"Ölü yardım yapamaz" diyenlerin, ne demek istediklerini
anlayamıyorum. Duâ eden, Allahü teâlâdan istemektedir. Duâsının kabûl olması
için, Allahü teâlânın sevdiği bir kulunu vâsıta yapmaktadır. Yâ Rabbî!
Kendisine bol bol ihsânda bulunduğun bu sevgili kulunun hâtırı ve hürmeti için
bana da ver demektedir. Yâhut, Allahü teâlânın çok sevdiğine inandığı bir
kuluna seslenerek; "Ey Allahın velîsi, bana şefâat et! Benim için duâ et!
Allahü teâlânın dileğimi ihsân etmesi için vâsıta ol" demektedir. Dileği
veren ve kendisinden istenilen, yalnız Allahü teâlâdır. Velî, yalnız vesîledir,
sebeptir. O da fânîdir, hiçbir şey yapamaz. Tasarrufa gücü, kuvveti yoktur.
Böyle söylemek, böyle inanmak şirk olsaydı, Allah'tan başkasına güvenmek
olsaydı, diriden de duâ istemek, bir şey istemek yasak olurdu! Diriden duâ
istemek, bir şey istemek dînimizde yasak edilmemiştir. Hattâ müstehâb olduğu
bildirilmiştir. Her zaman yapılmıştır.
Buna inanmayanlar, öldükten sonra kerâmet kalmaz diyorlarsa, bu
sözlerini isbât etmeleri lâzımdır. Evet, evliyânın bir kısmı öldükten sonra,
âlem-i kudse yükseltilir. Huzûr-i ilâhîde her şeyi unuturlar. Dünyâdan ve
dünyâda olanlardan haberleri olmaz. Duâları duymazlar. Bir şeye vâsıta, sebep
olmazlar. Dünyâda olan, diri olan evliyâ arasında da böyle meczûblar bulunur.
Bir kimse, kerâmete hiç inanmıyor ise, hiç ehemmiyeti yoktur. Sözlerini isbât
edemez. Kur'ân-ı kerîm, hadîs-i şerîfler ve asırlarca görülen, bilinen olaylar,
onu haksız çıkarmaktadır.
Evet bir câhil, bir ahmak, dileğini Allahü teâlânın kudretinden
beklemeyip, velî yaratır, yapar derse, bu düşünce ile ondan isterse, bunu elbet
yasak etmeli, cezâ da vermelidir. Fakat bunu ileri sürerek, İslâm âlimlerine,
âriflere dil uzatılmaz. Çünkü, Resûlullah Efendimiz kabir ziyâret ederken,
mevtâya selâm verirdi. Mevtâdan bir şey istemeyi hiç yasak etmedi. Ziyâret
edenin ve ziyâret olunanın hâllerine göre, kimine duâ edilir, kiminden yardım
istenir. Peygamberlerin kabirde diri olduklarını her Müslüman bilir ve inanır.