05/06/2026 Cuma Köşe yazarı A.U
İlim ve iffet sâhibi bir kız...
Buhâra’da yetişen âlim ve evliyânın büyüklerinden Ebû
Hafs-ı Kebîr hazretleri, 264 (m. 877) senesinde, Buhâra’da
vefât etti.
Şöyle nakledilir:
Bu zât, gençlik yıllarında ilim ve iffet sâhibi, sâliha bir
kızla evlendi...
İlk gece, kız buna;
"Kadınların
âdet hâlleriyle ilgili hayız ilmini öğrendin mi?" dedi.
Ebû Hafs;
"Öğrenmedim" dedi.
Bunun üzerine;
"Allahü teâlâ bir âyet-i kerîmede meâlen; ‘Kendinizi
ve emrinizde olanları Cehennemden koruyun!’ buyuruyor.
Câhil olan nasıl koruyabilir?" dedi.
Ebû Hafs utandı!
Hak verdi hanımına.
Onu Allahü teâlâya emânet ederek, ilim öğrenmeye çıktı.
Merv şehrinde on beş sene, büyük bir âlimden ilim tahsil etti.
Sonra vatanına döndü.
Bir de arkadaşı vardı.
Ceyhun Irmağının üzerinden geçiyorlardı ki, Ebû Hafs’ın ayağı
kaydı birden...
Kitaplar savruldu.
Hepsi suya düştü.
Çok üzülüp, o arkadaşından, yazmak için kitaplarını ödünç
istedi.
O ise cevâbında;
“Sen
öyle ilim öğrenmeliydin ki, kitâba ihtiyâcın kalmamalıydı" dedi.
Ona; “Haklısın” dedi.
Ve Merv'e geri gitti.
Altı senede o kitapları ezberleyip "âlim" olarak
hanımının yanına döndü.