06/03/2026 Cuma Köşe yazarı V.T
“Şeref; akıl ve edep iledir soy ile değildir...”
“Müslümanlıktan daha yüksek bir şeref, veradan
daha sağlam bir kale yoktur.”
Kemâl Cündî hazretleri Türkistan âlim ve evliyâsındandır. On
ikinci asrın ikinci yarısında vefât etti. Necmeddîn-i Kübrâ hazretlerinin huzûrunda
yetişti. Hocasından icâzet aldıktan sonra insanlara tâliplerine ilim öğretmeye
başladı. Sohbetlerinde buyurdu ki:
"Şükür; nîmeti bilmenin ismidir. Zîrâ şükür, nîmeti vereni
bilmeye götürür. Bu mânâdan dolayı, Kur'ân-ı kerîmde İslâm ve îmâna şükür ismi
verilmiştir."
“Cimrilikle, iyilik beraber bulunmaz.” “Şehvet (arzu ve
isteklere düşkünlük), fazla obur ve hırsı olmakla, sıhhat bir arada bulunmaz.”
“Kötü ahlâkla, şeref beraber bulunmaz.” “Hırsla beraber, haramdan sakınma
olmaz.” “Haset eden kimse için rahat yoktur.” “Kötü niyetle beraber ziyâret
olmaz.” “Meşvereti terk ile, doğru bulunmaz.”
“Müslümanlıktan daha yüksek bir şeref yoktur.” “Vera’dan
(şüphelilerden kaçmaktan) daha sağlam bir kale yoktur.” “Tövbeden daha kazançlı
bir şefaatçi yoktur.” “Akıl azlığından daha kötü bir hastalık yoktur.” “Dilini
neye alıştırdı isen, devamlı onu ister.” “Müşavere gibi yardımcı yoktur.”
“Kendi miktarını (haddîni) bilen kimseye, Allahü teâlâ merhamet eylesin.” “Akıl
tamam olursa, kelâm az olur.” “Sızlayıp, sabırsızlık göstermek, sabırdan daha
yorucudur.”
“Kendisini ilgilendirmeyen şeyin peşinde koşan kimse, kendisine
lâzım olan şeyi kaçırır.” “Mahrûmiyet, hırsla birlikte bulunur.” “Hayâllere
dayanma Çünkü o, ahmak olanların sermâyesidir.” “İhsan, lisânı (dili) keser.”
“Şeref; akıl ve edeb iledir, soy ile değildir.” “Nesebin en
üstünü, güzel edebdir.” “En şiddetli yalnızlık, ucubdur (kendini beğenmektir).”
“En büyük zenginlik, akıldır.”
"Allahü teâlânın hoşnut ve râzı olduğu şeylerden
bahsetmeyen kimselerle beraber olma. Böyle kimselerle beraber olma hâlinde,
eğer sen âlim isen, onlar bu ilminden istifâde edemeyecekleri için, ilimle
onlara faydalı olamazsın. Şayet ilim sahibi değilsen, seni büsbütün câhil
yaparlar. Bu hâllerinden dolayı, onlara Allahü teâlânın laneti ve gazabı
gelecek olursa, sen de onlarla birlikte helak olursun.”
"İtaat sahibi kimsenin vasıflarından birisi de odur ki,
Allahü teâlânın kazasına boyun eğer. Böyle bir kimse, kendisine gelen ve
kendisinden ayrılan bir şeyde nefsine pay ayırmaz. Meydana gelen her şeyin,
Allahü teâlânın dilemesi ve takdîri ile olduğunu bildiği için gönlü rahattır."