07/06/2026 Pazar Köşe yazarı S.K
Diline sahip olmak...
Kalp yarasının tamiri kolay değildir.
Konuşurken dikkatli olmalı, bize söylendiğinde rahatsız olacağımız sözleri
başkasına söylememeliyiz...
Resûlullah Efendimiz “Dil, kalbin tercümanıdır” buyurmuştur.
İnsanın iç dünyasında ne varsa çoğu zaman diline de o yansır. Kalbi temiz,
merhametli ve güzel niyetli olan kimsenin sözü de yumuşak ve gönül alıcı olur.
Kalbi kin, öfke, haset ve kibirle dolu olanın dili ise kırıcı olur. Bu sebeple
insan sadece sözünü değil, kalbini de düzeltmelidir.
Bugün insanların en çok sıkıntı yaşadığı konulardan biri,
dillerine hâkim olmamalarıdır. Nice aileler kırıcı sözler yüzünden huzursuz
oluyor, nice dostluklar birkaç yanlış cümle sebebiyle bozuluyor. İnsan bazen
bir anlık öfkeyle öyle sözler söylüyor ki sonradan pişman olsa bile o sözün
açtığı yara kolay kapanmıyor. Kılıç yarası düzelir fakat dil yarası kolay kolay
düzelmez. Çünkü bazı yaralar bedenlerde değil, kalplerde meydana gelir. Kalp
yarasının tamiri kolay değildir. Onun için konuşurken dikkatli olmalı, bize
söylendiğinde rahatsız olacağımız sözleri başkasına söylememeliyiz.
Müslümanın dili; hakaret, alay, iftira, dedikodu ve kötü sözle
kirlenmemelidir. Hâlbuki mümin; kaba, sert ve kırıcı değil; yumuşak huylu,
anlayışlı ve merhametli olmalıdır.
Peygamber Efendimiz (aleyhisselâm) güzel ahlâkı, tatlı dili ve
güler yüzlü olmayı övmüştür. Çünkü güzel ahlâk ve güzel söz, insanların kalbine
tesir eder. Bir tebessüm, gönül alıcı bir ifade ve samimi bir muamele bazen
büyük yardımlardan daha tesirli olmaktadır. İnsan çevresine huzur veren,
hasreti çekilen biri olmaya çalışmalıdır. Sertlik insanları uzaklaştırır;
yumuşaklık ise kalpleri birbirine yaklaştırır.
Dil âfetlerinin en tehlikelilerinden biri de dedikodudur. İnsan,
bazen sohbet ettiğini zanneder. Hâlbuki gıybet etmekte, başkalarının
kusurlarını konuşmaktadır. Başkasının arkasından hoşlanmayacağı şeyleri
söylemek günahtır. İnsan, başkalarının hatalarıyla uğraşmayı bırakıp kendi
kusurlarını görmeye çalışmalıdır.
Bir diğer büyük tehlike de öfkeli iken konuşmaktır. Öfke ânında
söylenen sözler, çoğu zaman pişmanlığa sebep olur. Onun için insan sinirlendiği
zaman hemen cevap vermemeli, susmaya ve sakinleşmeye çalışmalıdır. Bazen susmak
en güzel cevap olur. Hikmet, ne zaman konuşacağını ve ne zaman susacağını bilmektir.
İnsan dilini koruduğu kadar kalbini de korumuş olur. Çünkü kötü
söz yalnız karşı tarafı değil, söyleyen kişiyi de sıkıntıya sokar. Güzel söz
ise hem söyleyenin kalbine huzur verir hem de karşısındaki insanın gönlünü
ferahlatır. Bu yüzden mümin; dilini dua etmeye, iyiliği tavsiye etmeye ve
insanlara faydalı, hayırlı sözler söylemeye alıştırmalıdır.
İnsan, bazen küçük gördüğü bir söz sebebiyle büyük sevap
kazanabilir. Bir gönlü teselli etmek, üzüntülü bir kimseyi rahatlatmak veya
anne babaya güzel konuşmak Allahü teâlâ katında çok kıymetlidir.
İnsan, diline sahip oldukça hem dünyada hem de âhirette huzurlu
olur. Çünkü güzel söz; kalpleri birleştiren, sevgiyi artıran ve insanı Rabbine
yaklaştıran büyük bir nimettir.