08/06/2026 Pazartesi Köşe yazarı R.A
'Müceddid' ne demektir?
Her asırda bir, dîni kuvvetlendiren,
bid’atleri yok eden müceddid zâtlar gelir. Bin senede bir gelen müceddidler de
vardır.
“Müceddid”,
sözlükte tecdîd eden, yenileyen demektir. Mukaddes
kitâbımız Kur’ân-ı
kerîmden sonra en doğru, en fazîletli, en üstün, en kıymetli kitâb olan Sahîh-i
Buhârî’de zikredilen bir hadîs-i şerîfte buyurulmuştur ki: “Her
yüz yılda bir müceddid gelir, dîni kuvvetlendirir.” [Buhârî] Sünen-i
Ebî Dâvûd'da zikredilen bir hadîs-i şerîfte ise; "Her
yüz senede bir müceddid zâhir olur (ortaya çıkar).
Ümmetimin işlerini yeniler" buyurulmuştur.
Her
asırda (yüzyılda, 100 senede) bir, dîni kuvvetlendiren, bid’atleri yok eden
müceddid zâtlar gelir. Bin (1.000) senede bir gelen müceddidler de vardır.
“Bu
müceddidler; câhiller ve dîn düşmânları tarafından, Müslümânlar arasına
sokulmuş olan hurâfeleri, bid’atleri, yanlış inançları temizleyip,
kendilerinden bir şey ilâve etmeden, dîni eski hâline getiren âlimlerdir.
Meselâ, sultânlar içinde Ömer bin Abdülazîz; dîn
bilgilerinde İmâm-ı Şâfiî; tasavvufta şeyh Ma’rûf-i
Kerhî; esrâr bilgilerinde İmâm-ı Gazâlî; feyz vermekte
ve hârikalar, kerâmetler göstermekte, seyyid Abdülkâdir-i Geylânî; hadîs
ilminde İmâm-ı Süyûtî; tarîkat, hakîkat ve akâid
bilgilerinin inceliklerini açıklamakta ve kalplere akıtmakta İmâm-ı
Rabbânî müceddid idiler. Hepsi,
İslâmiyet’in yayılmasına, kuvvetlenmesine hizmet etmişlerdir.” (Seyyid
Abdullah-i Dehlevî, Mekâtîb-i şerîfe)
Dünyâda elbette evliyâ bulunur. Din kitaplarında “birler”,
“üçler”, “yediler”, “kırklar”, “beş yüzler” gibi
adlandırılan “Evliyâ” vardır. “Ebdâl” denilen
evliyâ, her zaman bulunur. Bu konudaki dört hadîs-i şerîf meâli şöyledir:
“Her
asırda sâlihler bulunur. Bunlar beş yüz kişi olup kırkı ebdâldir.” [Ebû
Nuaym]
“Yeryüzünde
her zaman [ebdâllerden] kırk kişi bulunur. Her biri, İbrâhîm
aleyhis-selâm gibi bereketlidir. Bunların bereketiyle yağmur yağar.” [Taberânî]
“Dünyâ,
ebdâller sâyesinde ayakta durur. Allahü teâlânın yardımı onların bereketiyle
gelir.” [Taberânî]
Bu evliyâ zâtları, herkesin tanıması elbette zordur. Zâten ben
evliyâyım diyen, velî olmaz. Evliyâ, kendilerini gizlerler. Bunun için evliyâyı
tanımak zordur. Bugün, açıkça ben evliyâyım diyen bazı sahtekârlar olabilir.
Hattâ bazı kimseler, “Bizim hocamız hâtemül-evliyâdır, son velîdir. Artık başka
velî gelmez” diyenler oluyor. Bunların sözleri de yanlıştır.
Son
devrin büyük âlim ve velîlerinden olan Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri
buyurmuştur ki:
“Bu
zamanda, beş vakit namazını kılan, harâmlardan sakınan; umûmî evliyâ sınıfına
dâhil olur. Bir de husûsî evliyâlık vardır. Bu,
tasavvuf yolunda ilerleyenlere, Rabbimizin ihsân ettiği derecelerdendir. İşte,
bu zamanda böyle evliyâ yok gibidir.”
“Hakîkî
mürşid olan evliyâ, kıyâmete kadar mevcûd olacaklardır. Onlar,
ilim ve ihlâs sâhibi olan tâliplere, kendilerini tanıtırlar. Düşmânlardan,
ahmaklardan saklanırlar…” (Hak Sözün Vesîkaları) [Yarınki
makâlemizde, inşâallah konuya devâm edelim.]